Biyografi

Eşref Üren Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Eşref Üren kimdir?, Eşref Üren kaç yaşında?, Eşref Üren evi nerede?, Eşref Üren nerelidir? Eşref Üren ev adresi?, Eşref Üren kaç yaşında?, Eşref Üren nerede oturuyor?, Eşref Üren nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Eşref Üren hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. ??.??.1897??.??.1984 senesinde doğan Eşref Üren şu an için 87 yaşında ve burcundandır. Eşref Üren doğum yeri ise Nişantaşı, İstanbulAnkara olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Ressam olarak devam ettirmektedir.

Eşref Üren Kimdir? – Eşref Üren Evi Nerede? – Eşref Üren Nerede Oturuyor?

Eşref Üren Kimdir?, evi nerede?

Cumhuriyet döneminin ilk ve en mühim ressamları içerisindedır.

Eşref Üren, 1897 senesinde Nişantaşı, İstanbul’da doğmuştur. Babası Abdülhamit II’in Serhafiye unvanıyla Yıldız Sarayı’nda görev alan Fehim Paşa’dır. Abdülhamit II Fehim Paşa’yı Şubat 1907’de Bursa’ya zorunlu ikamete gönderir. İlkokul ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Eşref Üren, Bir süre Galatasaray Lisesi‘ne devam etti. Ailesinin Bursa‘ya taşınmasıyla Galatasaray Lisesi‘ni bırakarak Bursa Tarım Okulu’na kaydoldu. Meşrutiyet ilanı ile 29 Temmuz 1908 tarihli kararname ile hafiyelik faaliyetleri yasaklanan babası Fehim Paşa 5 Ağustos 1908 tarihinde Bursa Yenişehir’de arabasının etrafını çeviren kalabalık tarafından linç edilerek yaşamını kaybettirülmüştür. Babasının ölümüyle aile dağılınca, geçim zorluklarıyla karşı karşıya geldi. 1916 senesinde teğmen rütbesiyle orduya katıldı.

Eşref Üren, I. Dünya Savaşı‘nın başlamasıyla Yedek Teğmen olarak askere alındı. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi’nden kısa bir süre önce Çanakkale’ye gönderildi. 1919 senesinde terhis olunca, Halkalı Ziraat Mektebi’nde almış olduğu tarım eğitim hayatına binaen sütçülük kursunu bitirdi. Ama bu mesleğe bir türlü ısınamadı.

Bursa‘ya döndüğünde Bursa‘da İbrahim Çallı‘nın Yeşil Türbe peyzajını yaptığı gördüğünde etkilenip ressam olmaya karar verdi. Eşref Üren, o anı şöyle aktarır. :

“Birinci Umumi Harb”ten Mülazim-i Sani (Yedek Teğmen) olarak terhis edildim. Bursa‘ya annemin yanına geldim. O günlerde edebiyata heves etmiştim. Bir şeyler yazmıyordum ama üç dört edebiyat dergisi okuyordum. Akşamüzeri de canım sıkılınca bir gezinti yeri vardı Bursa‘da oraya gidip hava alıyordum. Bir gün yine gittim baktım bir kalabalık var. Bir adam oturmuş resim yapıyor. Yırtık çorapları papucundan çıkmış. İyice yaklaştım. Yeşil Türbe’ye doğru oturmuş peyzaj çalışıyordu. Resme baktım Yeşil Türbe’den daha güzeldi. Orada ressam olmaya karar verdim. Sabaha kadar sağımdan soluma dönüp durdum. Sabah kalktım anneme:
-Ben İstanbul‘a gidiyorum. Dedim.
-Ne yapacaksın? Dedi.
-Sanayi-i Nefise’ye gideceğim. Dedim.

İstanbul‘a gittiğinde Sanayi-i Nefise Mektebi’ne yaşı büyük diye alınmayan Eşref Üren, 1919 senesinden 1922 yılına kadar “Misafir Öğrenci”” olarak devam etti. Bunun yanında Hoca Ali Rıza’nın da fotoğraflarını incelemiştir. Okulda Hikmet Onat ve İbrahim Çallı‘nın öğrencisi oldu ise de, okuldaki eğitimi “Tekdüze” bularak, ayrıldı. Feyhaman Duran, İbrahim Çallı ve Mehmet Muazzez Özduygu Bey’den özel resim dersleri aldı.

1925 senesinde Sanayi-i Nefise Mektebi’ne dönerek asil öğrenci olarak kaydoldu. Atölye hocası İbrahim Çallı‘nın “Olmuyor Eşref olmuyor” sözleri O’nu her ne kadar üzdü ise de, daha çok çalışması gerektiği yönünde de hırslandırdı. Daha sonraları aynı hocası “Eşref’in şu peyzajı Mozart kadar duygulu” sözleri ile “Onure” ettiği anlar da oldu.

Eşref Üren; Refik Epikman, Ressam Elif Naci, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati, Ressam Ali Avni Çelebi, Cevat Dereli, Fahrettin Arkunlar, Hamit Görele, Halil Dikmen, Cemal Tollu, Turgut Zaim gibi Cumhuriyet döneminin ilk ve en mühim ressamları arasına girdi.

1925 senesinde Galatasaray’da düzenlenmekte olan geleneksel sergiye ilk kez katıldı. Afgan kralının, bir tablosunu satın alması üzerine, 1928’de kendi olanaklarıyla Paris’e gitti.

1928 senesinde kendisini geliştirmek üzere Paris‘e giderek André Lhote Atölyesi’nde çalıştı. Paris’teki eğitimi esnasında Zeki Faik İzer, Zühtü Müridoğlu ve Cemal Tollu ile bir arada bulunmuştur. Paris Modern Sanat Müzesi’nde İzlenimci ve Sembolist’lerin yapıtlarını inceleme ve gözleme olanağı buldu. 1929 senesinde İstanbul’a döndü. 1930-1938 senelerı içerisinde Erzurum ve Sivas Öğretmen Okullarında resim öğretmeni olarak çalıştı.

1938 senesinde eşi ile birlikte tekrar gittiği Paris‘te Othon Friesz atölyesinde çalıştı. II. Dünya savaşı çıkınca Türkiye’ye döndü. Paris‘ten dönüşünde Ankara, Atatürk Lisesi’ne resim öğretmeni olarak atandı.

D Grubu‘nun 1943’te gerçekleştirilen Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki dokuzuncu sergisine katıldı ve gruba üye olup, grupla alakalı yazılar yazdı. CHP‘nin gerçekleştirdiği “Yurt Gezileri”‘ne katıldı. 1940 senesinde Yozgat‘a 1943’te ise Ağrı‘ya gitti. Yurt Gezileri’nde yaptığı eserleri ile sergilere katıldı.

On dört tablosuyla katıldığı 1942’deki 4. Devlet Sergisi’nde üçüncülük, 1945’te ikincilik, 1964’teki 25. sergideyse Paris’ten Pont Marie adlı tablosuyla birincilik ödülünü kazandı.

10 Mayıs 1947’de ilk kişisel sergisini Ankara’da Halkevi’ne bağlı küçük galeride açtı.

1955 yılına kadar MEB’na bağlı olarak Ankara’da resim öğretmenliği yaparak emekli oldu. Emekli olduktan sonra da 1956’dan 1968 yılına kadar TED Ankara Koleji’nde ve Ankara Atatürk Lisesinde resim öğretmenliğine devam etti.

1962 senesinde üçüncü kez Paris’e gitti. 1967’de Ankara’daki Doğuş Galerisi’nde bütün dönemlerini içeren geniş bir sergisi düzenlendi. Bu sergiyi, 1970’ten sonra Ankara ve İstanbul’da açtığı başka sergiler izledi. Ayrıca Devlet Sanatçılığı Onur Belgesi verilen Eşref Üren, ilk dönem çalışmalarını da kapsayan 50’nin üzerindeki tablolarını, Türkiye İş Bankası’na armağan etti.

Eşref Üren, 1932 senesinde Milliyet Gazetesi‘nde başladığı yazılarını dönemin çeşitli yayın organlarında 1984 yılına kadar devam ettirdi.

1934 senesinde ressam Melahat Üren ile evlendi.

Eşref Üren, 1984 senesinde Ankara’da 87 yaşında ölmüştür.

Kitaplar:
Fırçam hala kurumadı

Ödülleri :
1942 – 4. Devlet Resim Heykel Sergisi Üçüncülük Ödülü
1945 – 7. Devlet Resim Heykel Sergisi İkincilik Ödülü
1948 – Koleksiyoner Ahmet Çanakçılı Ödülü’nü kazandı.
1964 – 25. Devlet Resim Heykel Sergisi Birincilik Ödülü
1981 – Atatürk Sanat Armağanı’nı kazandı.

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu