Biyografi

Gılgamış Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Gılgamış kimdir?, Gılgamış kaç yaşında?, Gılgamış evi nerede?, Gılgamış nerelidir? Gılgamış ev adresi?, Gılgamış kaç yaşında?, Gılgamış nerede oturuyor?, Gılgamış nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Gılgamış hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. senesinde doğan Gılgamış şu an için yaşında ve burcundandır. Gılgamış doğum yeri ise Uruk olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Devlet Başkanı olarak devam ettirmektedir.

Gılgamış Kimdir? – Gılgamış Evi Nerede? – Gılgamış Nerede Oturuyor?

Gılgamış Kimdir?, evi nerede?

Uruk’un yarı tanınmış kralı Gılgamış, Dünya’nın ilk destan kahramanıdır.

Gılgamış, Uruk’un yarı tanınmış kralıdır. Gılgamış’ın babası rahip-kral Lugalbanda, annesi tanrıça Ninsun’dur. Gılgamış süper insan gücüne sahip olan ve bi hayli uzun bir yaşam devam ettiği söylenen, Sümer Kral Listelerine göre 126 yıl yaşadığı söylenen bir yarı-tanrı idi.

Gılgamış, Fırat’ın Dicle’yle oluşturduğu deltanın kuzey kıyısında, şimdiki Bağdat’ın 300 km kadar güneyinde bulunan Uruk’un 5. kralı kabul edilmekte ve onun etkisi, ilahi konumuna ait mitler, yaptığı işler etrafında gelişti ve en sonunda Gılgamış Destanı‘nda zirveye ulaştı.

Gılgamış Destanına konu olan kral Gılgamış Muhtemelen MÖ 2800 ile 2500 içindeki bir zaman aralığında Mezopotamya’daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümünden sonra tanrısallaştırılmıştır.

Uruk kralı Gılgamış M.Ö. 27. – 26. yüzsenelerda yaşamış gerçek bir hükümdar olabilir; ama destanda anlatılan kahramanca işler, önceki dönemlere ait hadiseleri da yansıtır ve onun zamanında krallığın olağanüstü yüksek bir gelişmişlik düzeyine vardığına tasvir eder.

MÖ. 2112-2004 senelerında Ur’un üçüncü hanedanlığı zamanında Sümer efsanelerinde mühim bir şahsiyet olmuştur. Gılgamış’ın tanınmış kahramanlıkları günümüze kadar gelen beş Sümer şiirinde anlatılmıştır.

Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, günümüze kalabilmiş, bilinen en eski destandır.

Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer dillerinde yazılmış tabletlerden derlenmiştir. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış’ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmıştır ve günümüze kadar gelebilmiştir. Bunlardan günümüze 12 tablet kalabilmiştir. Ama bu tabletler eksik olduğu için destan metninin bütünü elde edilememiştir. Aslını söylemek gerekirse bir tablet daha bulunmuştur fakat hadiselerin sırasına uymamaktadır ve bu yüzden ayrı bir versiyon olduğu kanısına varılmaktadır.

1855 senesinde şimdiki Musul şehrinin yakınlarında ve Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan, bir dönem Asur Devleti’ne başkentliğini yapan bir Antik çağ kenti Ninova’da yapılan kazılarda, Asur Kralı Asurbanipal’in MÖ. 7. yüzyılda derlettirdiği tabletler bulunmuş, daha sonra Türkiyeİran sınırında ve Irak’taki Nippur antik kenti kazılarında bulunan tabletler de eklenmiştir. Ayrıca Türkiye’de Sultan Tepe ve Boğazköy’de yapılan kazılarda da destanını bazı bulunmuşsa da halen tümü gün ışığına çıkarılmamıştır.

Tabletlerdeki metne göre destan, Gılgamış’ın detaylarını övgüyle anlatarak başlar. Yarı insan, yarı tanrı olan Gılgamış karada ve denizde olan biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıdır. Destanının, öbür bölümlerinde Gılgamış’ın başından geçen serüvenler anlatılır. Derinlemesine hikâye türünün en olağan üstü biçimde anlatıldığı Gılgamış, akılların tamamiyle özgür ve doğaçlama melekesini gözler önüne sermektedir.

Gılgamış heykeli Asurlular Dönemi, Gılgamış ile Enkidu

İlk serüven Gılgamış ile Gök Tanrısı Anu içerisinde geçer. Halkına acımasız davrandığı için Gılgamış’a öfkelenen Anu, onu yaşamını kaybettirmek için vahşi bir hayvan olan Enkidu’yu üzerine salar. Enkidu ile Gılgamış içindeki savaşta Gılgamış üstün gelir. Daha sonra Enkidu Gılgamış’ın en yakın dostu ve yardımcısı olur.

Bunun sonrasında gelen serüven Gılgamış ile aşk tanrıçası İştar içerisinde yaşanır. İştar Gılgamış’a evlenme önerisinde bulunur. Gılgamış bunu red eder. Onuru kırılan İştar Gılgamış’ı yaşamını kaybettirmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış, Enkidu’nun da yardımıyla boğayı yaşamını kaybettirür. Enkidu rüyasında, boğayı yaşamını kaybettirdüğü için tanrılar tarafından ölüme mahkûm edildiğini görür.

Destanın bundan sonraki bölümüyle alakalı tabletler bulunamamıştır. Ama destanın devamının bulunduğu Gılgamış’ın Enkidu için yaktığı ağıtı, gerçekleştirdiği görkemli cenaze törenini, sonunda Enkidu’nun ölüler dünyasına göçtüğünü anlatan tabletler bulunabilmiştir.

Enkidu’nun ölümünü Tufan öyküsü izler. Tufan, yeryüzünün sularla dolup taşmasının öyküsüdür. Gılgamış destanında Tufan’ı tanrıça İştar ve Bel’in başlattığı anlatılır. Gılgamış, Tufan’dan kurtularak, sağ kaldığını öğrendiği Utnapiştim’i bulmak üzere yola çıkar. Utnapiştim ölümsüzlüğün sırrını bilen bir bilgedir.

Utnapiştim’i bulan Gılgamış, onun verdiği ölümsüzlük otuyla gençliğine yeniden dönecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Ama destanının insanlar için en üzücü bölümü burada başlar. Çünkü Gılgamış ölümsüzlük otunu yemeye fırsat bulamadan onu bir yılana kaptırır ve Uruk’a eli boş döner. Bazı kaynaklar, Gılgamış’ın ölümsüzlük otunu halkıyla birlikte yemek istediğini belirtir. Destan, Gılgamış’ın ölüm karşısında yenilgisiyle biter.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün