Biyografi

Hazreti Ali Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Hazreti Ali kimdir?, Hazreti Ali kaç yaşında?, Hazreti Ali evi nerede?, Hazreti Ali nerelidir? Hazreti Ali ev adresi?, Hazreti Ali kaç yaşında?, Hazreti Ali nerede oturuyor?, Hazreti Ali nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Hazreti Ali hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 16.Mart.059928.Ocak.0661 senesinde doğan Hazreti Ali şu an için 62 yaşında ve Balık burcundandır. Hazreti Ali doğum yeri ise MekkeKûfe olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise olarak devam ettirmektedir.

Hazreti Ali Kimdir? – Hazreti Ali Evi Nerede? – Hazreti Ali Nerede Oturuyor?

Hazreti Ali Kimdir?, evi nerede?

İslam Devleti’ni 656-661 senelerı içerisinde yöneten dördüncü İslam halifesidir.

Hazreti Ali, hicretten 23 yıl önce Receb ayının onüçüncü gününde Mekke´de Kabe´nin içinde doğmuştur. Tam adı Ali bin Ebu Talib Merkedî’dir. Babası yerel bir kabilenin şefi olan Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed’dir. İslam peygamberi Hz Muhammed‘in amcasının oğludur.

6 yaşında iken Peygamberimiz onu kendi evine götürdü. Terbiye ve himayesini direkt kendisi üstlendi. Hz. Ali Peygambere; Peygamberin eşi Hz. Hatice’den sonra ilk iman getiren ikinci kimsedir.

Sünni Müslümanlara göre Cennetle Müjdelenen On Sahabe’den (Aşere-i Mübeşşere) biri, Dört Büyük Halife‘den (Hulefa-i Raşidin) dördüncü ve sonuncusu, Şii Müslümanlara göre ise Ondört Masum’dan biri, Oniki İmam’ın ilki ve Hz Muhammed‘in hak halefidir.

İslam’daki Şii-Sünni ayrımı Ali’nin halifeliği mevzuuna dayanır. Sünniler Hz Muhammed‘in bir halef bırakmadığını (bundan dolayı müslümanların seçimi ile halifenin tayin olunduğunu söylerlerken), Şiiler ise Ali’yi halef bıraktığını söylerler ve ilk üç halifeyi kabul etmezler.

Hz Muhammed, Medine‘ye hicret ettiğinde Hz. Ali’yi Mekke‘lilerin emanetlerini dağıtması ve yatağına yatarak Müşrik’leri kandırması için Mekke’de bıraktı. Hz. Ali görevini bitirdiktan sonra kısa bir sürede Medine’ye ulaştı. Medine’de Hz Muhammed, Kızı Fatıma’yı zevce olarak ona münasip gördüğünü açıkladı ve ikisini evlendirdi. Bir yıl sonra da ilk çocuğu olan Hasan dünyaya geldi.

Ali eşlerinden ve cariyelerinden olma 14 erkek çocuk, 18 kız çocuk sahibiydi. Fakat nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed (İbn-i Hanefiyye), Abbas ve Ömer adındaki oğullarından türemiştir. Oğullarından çoğu Hicretin 60. Yılında Kerbela Savaşı‘nda yaşamını kaybetmiştir.

Ali’nin ilk eşi İslam peygamberi Hz Muhammed‘in kızı Fatıma’dır. Ali Fatıma vefat edene kadar başkasıyla evlenmemiştir. Fatıma’dan 5 çocuğu olmuştur; isimleri şunlardan oluşmaktadır: Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Muhsin. Muhsin, halen Fatıma’ın karnındayken, vefat etmiştir. Sonra Âmir b. Kilâb Kabilesinden Ümmü’l-Benin bint-i Hizam ile evlenmiştir. Bu hanımından Abbas, Cafer, Abuddullah ve Osman adlarında dört çocuğu olmuştur. Temim Kabilesinden Leyla bint-i Mes’ud ile evlenmiştir. Bu hanımından iki çocuğu olmuştur: Abdullah ve Ebû Bekir. Has’amî Kabilesinden Esma bint-i Umeys. Bu hanımından, Yahya ve Muhammedul-Asgar (Küçük Muhammed) dünyaya gelmiştir. İslam peygamberinin damadı Ebû’1-As b. Rebi’nin kızı Ümâme de, Ali’nin hanımlarından biri olma özelliğini taşır. Mu-hammedu’l-Evsat da (Ortanca Muhammed) bu hanımdan olmuştur. Havle bint-i Cafer el-Hanefiyye isimli eşinden “İbn-i Hanefiyye” diye bilinen Muhammed isimli oğlu dünyaya gelmiştir. Urve b. Mes’ud es-Sekafi’nin kızı Ümmü Said. Ali’nin bu hanımından ÜmmüT-Hüseyin ve Büyük Remle adlı kızları olmuştur. Sahba bint-i Rabia adlı cariyeden Ömer ve Rukiyye adlı iki çocuğu olmuştur.

Hazreti Ali, İslam Devleti’nde son derece aktif roller aldı; Hz. Ali, Hz Muhammed‘in katıldığı tüm savaşlarda sfakattar olarak bulundu. Yalnızca Tebük seferi’ne Hz Muhammed‘in emri ile Medine‘de kaldığı için katılmamıştır. Ordu komutanlığı, tebliğ elçiliği gibi görevleri icra etti. İslam Devleti’nin üçüncü halifesi Hz. Osman‘ın bir suikast sonucu ölmesiyle, halife seçilerek İslam Devleti’nin başına geçti.

Hazreti Ali’nin yönetimi esnasında Müslümanlar içindeki ilk savaşlar (İlk Fitne) patlak verdi. Kufe’de bir camide ibadet ederken Hariciler’den Abdurrahman Mülcem tarafından saldırıya uğradı ve bir kaç gün sonra yaşamını kaybetti. Kufe yakınlarında toprağa verildi.

Hazreti Ali, 28 Ocak 661 tarihinde Kûfe’de 62 yaşında ölmüştür. Kabri Irak’ın Necef şehrindedir.

Bedir Savaşı
Ali, Bedir savaşında karşı tarafının ordusundan yirmi bir kişiyi yaşamını kaybettirdü. Öldürdüğü bireyler içerisinde Muaviye’nin dedesi Utbe, dayısı Velid ve kardeşi Hanzele de vardı. Uhud savaşında ise Kureyş’in ünlü savaşçılarından dokuz kişiyle çarpıştı ve muvaffak oldu. Bu savaşta bedeninden yetmiş yara almasına rağmen son ana kadar peygamberin yanında savaştığı ve Cebrail’in, Ali’nin bu fedakarlığını görünce birkaç defa: Zülfikar’dan başka kılıç, Ali’den başka da yiğit yoktur. (‘la feta illa ali, la seyfe illa zülfikar’), dediği rivayet edilir.

UHUD
Uhud savaşında ise Kureyş’in ünlü savaşçılarından dokuz kişiyle çarpıştı ve muvaffak oldu.

Hendek Savaşı
Hendek Savaşı’nda, Araplar’ın ünlü savaş kahramanı Amr bin Abduved’in hendeği atıyla aşması üzerine çarpıştılar. Amr’a göre daha zayıf görünümlü olmasına ve Amr’ın küçümsemesine ragmen Ali galip geldi. Amr’ın, Ali tarafından yenilmesi Medine’yi kuşatan ve bu kuşatmayı destekleyenler içerisinde üzüntü ve ümitsizlik meydana getirdi. Hendek Savaşı’nın neticesinde Ali’nin bu başarısının mühim bir yeri olduğuna inanılır.

Hayber Savaşı
Hayber Savaşı’nda, ilk iki taarruzu yönetenler (Hz. Ebu Bekir ve Hz Ömer) bir başarı sağlayamayınca peygamberin sancağı Ali’ye verdiği, Ali bin Ebu Talib’in de o gün karşı tarafı savunmasına galip gelinmesinde büyük rol oynadığı rivayet edilir.
Bu savaşta Ali Hayber kalesinin kapısını eli ile yıktığı ve bu kapıyı kendisi için kalkan olarak kullandığı söylenir. Hayber kalesinin alınmasıyla Şam Suriye ticaret yolunun güvenliği sağlanmış oldu.

Hz. Muhammed’in vefatı

Hz. Ali, İslâm peygamberi 632 senesinde vefat ettiğinde 33 yaşındaydı. Peygamberin damadı ve amcaoğlu olması hasebiyle en yakın akrabası konumunda olduğundan defin çalışmalarıyla ilgilendi. Bu sırada Hz. Ebu Bekir ve Hz.Ömer Devlet işleriyle ilgileniyordu. İslam kaidelerina göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini direkt kendisi yaptı.

Devletin başına seçilmesi

Muhammet’in 632 senesinde ölmesinden sonra Müslüman toplumunun başına kimin geçeceği endişesı baş gösterdi. Müslümanların bir kısmı ilk olarak Ebu Bekir’in halifeliğini kabul ettiler. Ebu Bekir’den sonra sırasıyla Ömer bin El-Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib’in halifeliğini kabul ettiler. Bununla beraber bir kısım müslümanlar peygamberin amcaoğlu ve damadı olan, çocukluğundan beri peygamberin evinde büyümüş ve onu korumak için kendi yaşamını tehlikeye atmış olan Ali’nin ilk halifelik için daha doğru bir seçim olduğunu düşünüyorlardı. Rasulullah, Gadir Hum denilen yerde kendisinden sonra Ali’nin başa geçmesi gerektiğini direkt söylemiştir . İslâm peygamberi Ali’ye hitaben şöyle demiştir:

“Sen bana oranla Harun’un Musa’ya oranla sahip olduğu mevkiye sahipsin; fakat benden sonra peygamber gelmeyecektir.” Harun, Musa peygamberin kardeşidir ve kendisine vahiy gelmeyen peygamberlerdendir. Musa ibadet için 40 günlüğüne Sina Dağı’na çekildiğinde, kardeşi Harun’u İsrailoğulları’nın başında bırakmıştır (Araf Suresi, 142. ayet). Bu sebeple İslam peygamberinin bu sözü de Şiilerce Ali’nin hilafet için en uygun ve hak sahibi kişi olduğuna yorulur.

Miras problemi
Hz Muhammed‘in dul eşlerinin bunun yanında Ali ve Fatıma’nın da, Hz. Ebu Bekir‘in hilafetinden hoşnutsuz olmalarının bir başka nedeni daha vardı.

Hz Muhammed vefat ettiğinde geride mühim miktarda arazi ve mal varlığı bıraktı. Bunların en ünlüu tartışmaların da odağında olan Fedek Arazisi’dir. Ebu Bekir’e göre bu mal ve araziler peygamber tarafından halkın yararına idare ediliyordu ve bundan dolayı devlete aitti. Ali ise “Muhammed’e gelen veraset ile alakalı vahiylerin peygamberin mirasını da kapsadığını” iddia ederek bu duruma karşı çıkıyordu. Zira Kur’an’da vefat eden bir birinin mirasının nasıl pay edileceği izah edilmektedir.

Eşi Fatıma’nın ölümünden sonra Ali Fatıma’nın peygamberin mirasından payını almak için tekrar başvurdu fakat başvurusu aynı nedenlerle bir kez daha geri çevirildi. Bununla birlikte Ebu Bekir’den halifeliği devralan Ömer, Medine’deki arazileri Muhammed’in kabilesi Haşimoğulları adına Ali ve Abbas’a verdi; Hayber Fedek Arazisi’ni ise devlet malı saydı. Şii kaynaklarına göre bu durum, Hz Muhammed‘in soyundan olanlara (Ehl-i Beyt), baskıcı halifeler tarafından yapılan haksızlıkların bir başka örneğidir.

Hilafeti

Müslümanların bir kısmı Ali’nin, kendinden önceki halifeleri kabul ettiğine inanırlar. Bununla beraber kendi halifeliğine kadar hiçbir savaşa katılmayışı diğerlerini halife olarak kabul ettiğine yorulur. Üçüncü Halife Osman asiler tarafından yaşamını kaybettirülünce halk Ali’ye biat ederek onu hilafete seçti. Osman fanatiklerinın bir kısmı onun katilini bulana kadar Ali’yi halife olarak kabul etmeyeceklerini dile getirdiler ve Müslüman toplumu ilk kez iç savaşa sürüklendi. İslam Devleti Ali önderliğinde ikiye bölündü. Müslüman toplumunu ilk kez iç savaşa sürükleyen bu duruma İslam literatüründe “Muaviyeİlk Fitne” denir.
Ali, 4 yıl 9 ay süren hilafet’i müddetinde peygamberin siretine uyup, hilafet’e inkılap ve kıyam ruhu verdi. Toplumda çeşitli ıslahlara baş vurdu.

Cemel Vakası

Ali bin Ebu Talib, İslam Devleti’nde çıkan karışıklıkları yatıştırmak için Basra yakınlarında ittifak kuran peygamberin dul eşi Ayşe, Talha ve Zübeyr gibi İslamiyetin tanınmış simaları ile savaştı. Ali’nin zaferi ile neticelenen savaşta Talha ve Zübeyr yaşamını kaybettirüldü.
Bu olay Ayşe’nin devesinin etrafında gerçekleştiği için Arapça cemel (deve) kelimesine atfen Cemel Vakası adıyla bilinmektedir.

Sıffın Savaşı

Irak ve Şam sınırlarında Muaviye ile savaştı. Sıffin Savaşı olarak anılan bu savaş bir buçuk yıl devam etti. Bu şavaşta Ali tarafları öne geçtiği zaman muaviye Kur’an yapraklarını yırtarak kendi askerlerinin mızraklarının ucuna taktırmıştır. Daha fazla kayıp vermemek ve Ali’nin iyi bir müslüman olmasından yararlanarak savaştan kaçmaya çalışmıştır. Böylelikle hakem olayı vuku bulur.

Nahrevan Savaşı

Nehrevan adıyla bilinen muharebede Haricilerle savaştı.

Vefatı

Nehrevan Savaşı’nda rakiplerini ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra, Hariciler’den üç kişi Mekke’de Müslümanların siyasi durumları hakkında bazı müzakereler yaptıktan sonra Ali’yi yaşamını kaybettirmeyi kararlaştırdılar. Bu üç kişiden Abdurrahman bin Mulcem, Ali’yi yaşamını kaybettirmeyi üstlendi ve Kufe’ye hareket etti. Kufe’de bir camiide ibadet ederken Haricilerden Abdurrahman bin Mulcem’in zehirli bir kılıç darbesi ile yaralı olarak kurtuldu. Bu saldırının amacı Nahrevan yenilgisinin intikamını almaktı.

Halife Ali bin Ebu Talib, Abdurrahman bin Mulcem’in kılıç darbesinden sonra şöyle dedi: “Fuztu ve Rabb’il Ka’be!” (Kabe’nin Rabbine andolsun ki, kurtuluşa erdim!). İki gün evinde yattıktan sonra, hicretin 40. yılı Ramazan ayının 21. günü yaşamını kaybetti (M.S. 661). Defnefildiği yeri uzun bir süre yalnızca en yakınları bilmiş, ortalama bir asır sonra Cafer-i Sadık mezarının Necef’te olduğunu bildirmiştir.

Ali ölünce İslam Devleti ve hilafet, 20 yıllığına, uzun seneler savaştığı I. Muaviye’nin eline geçti.

İlmi

Gerek Sünni gerekse Şii kaynaklarında Ali bin Ebu Talib’in ilmi üstünlüğünden çok fazla bahsedilir. Muhammet onu ilim şehrinin kapısı; bireylerin en bilgini; ahkam ilminin en alimi ve ümmete Ehli Beyt’i açıklayan kimse olarak nitelemiştir. Ali Kuran’ın tüm ayetlerini,ne zaman indirildiklerini ve hangi olayla bağdaştırıldığını ezbere bilmekteydi. Bunda çocukluğunun Muhammet’in yanında geçmesinin büyük rölü mevcuttur. İslam peygamberi bir hadisinde şöyle demiştir:

“ Ben hikmetin şehriyim, Ali ise kapısıdır. ”

Kendisi ise şöyle demiştir:

“ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. ”

Lakapları
Şir-i Yezdan
Kur’an-ı Natık (konuşan Kuran)
Haydar
Haydar-ı Kerrar
Aliyyel Murtaza
Şah-ı Velayet
Esed
Esedullah (Allah’ın Arslanı)
Şah-ı Merdan
Seyfullah

Alevîlik ile Şiîlik’te mühim bir yere sahip olan kılıcının adı Zülfikar idi.

Hazreti Ali’nin eşlerinin adları :
• Fatıma Zehra
• Havlet bint Câ’fer
• Ûmmâmeh bint Zeynep
• Ûmm’ûl-Benin
• Leylâ bint Mes’ûd
• El-Sehba bint Rabi’ah
Çocuklarının Adları :
Oğulları:
• Mûhsin ibn Ali
• Hasan el-Mûctebâ
• Hüseyin Seyyîd’ûs-Şuhedâ
• Muhammed ibn Ali
• Hilâl ibn Ali
• El-Abbâs ibn Ali
• Abdullah ibn Ali
• Câfer ibn Ali
• Ubeydullah bin Ali
• Ebâ Bekr ibn Ali
• Ömer ibn Ali
• Osman ibn Ali

Evlâtlığı:
Muhammed ibn Ebâ Bekr

Kızları:
Zeyneb bint Ali
Ümmü Gülsüm bint Ali

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün