Biyografi

I. Petro Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

I. Petro kimdir?, I. Petro kaç yaşında?, I. Petro evi nerede?, I. Petro nerelidir? I. Petro ev adresi?, I. Petro kaç yaşında?, I. Petro nerede oturuyor?, I. Petro nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için I. Petro hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 09.Haziran.167208.Şubat.1725 senesinde doğan I. Petro şu an için 53 yaşında ve İkizler burcundandır. I. Petro doğum yeri ise Moskova, RusyaSankt Petersburg, Rusya olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Devlet Başkanı olarak devam ettirmektedir.

I. Petro Kimdir? – I. Petro Evi Nerede? – I. Petro Nerede Oturuyor?

I. Petro Kimdir?, evi nerede?

7 Mayıs 1682 – 8 Şubat 1725 tarihleri içerisinde Rusya‘nın Çarı olarak hüküm sürmüştür. ”Büyük Petro” olarak anılan Rus çarı Rönesans ve Reform zamanında yaptığı çalışmalar aracılığıyla Rusya‘nın Avrupa‘nın gerisinde kalmasını önlemiştir.

I. Petro, 9 Haziran 1672 tarihinde Moskova, Rusya’da doğmuştur. Babası Çar Aleksey Mihayloviç’dir. Annesi babasının ikinci eşi Natalya Narışkina’dır.

29 Ocak 1676 tarihinde babası Çar Aleksey Mihayloviç yaşamını kaybettiğünde taht’a üvey abisi III. Fyodor (Teodor) Alekseyeviç Romanov geçti. O da 7 Mayıs 1682 tarihinde yaşamını kaybettiğünde Fyodor’un çocuğu olmaması sebebiyle tahta kimin geçeceği anlaşmazlıkları çıktı. Sonunda zayıf ve hastalıklı üvey kardeşi V. İvan ile birlikte I. Petro ortaklaşa olarak tahta geçtiler. Fyodor’un ölümünün sonrasında 1682 ve 1989 senelerı içerisinde üvey ablası Sofia Alekseyevna naiplik görevini üstlendi. Sofia’nın aşığı başdanışman Vasili Vasilyeviç Golitsın’in ülkenin yönetiminde etkindi.

I. Petro, bu zaman içinde annesiyle birlikte Moskova’nın dışındaki “Alman mahallesinde” yaşadı. Rusya’ya gelen Avrupalılarla yakınlık kurarak uygarlıkları hakkında bilgi sahibi oldu. Burada Avrupalı askerlerden topçuluk ve istihkam eğitimi aldı. 14 yaşından beri gemilere büyük ilgi duydu. 1689’da annesinin zoruyla Eudoxia Lapoukine ile evlendi; ertesi yıl Alexis adında bir oğlu oldu. Son derece muhafazakar bir aileden gelen eşi ile hiç uyuşamadı.

I. Petro, 17 yaşında bir saray darbesiyle yönetimi ablasının ve Golitsın’in elinden aldı. 1694’te annesinin ölümü ile ülke yönetiminin tek hakimi oldu. Tahtı Ivan’la paylaşmayı sürdürüyordu fakat devlet işlerinde Ivan’ın hiçbir rolü yoktu. 1696’da Ivan’ın ölümü ile tahtın tek sahibi oldu. Rus Çarı I. Petro, 1682 senesinde tahta geçtiğinde Rusya ülkeler arası sahada etkinliği olmayan, sıradan bir devletti. Onun zamanında Rusya’da isabetli reformlar yapıldı ve Rusya büyük bir devlet olma özelliği kazandı.

Büyük Petro‘ olarak anılan Rus hükümdar, Rönesans ve Reform zamanında yaptığı incelemeler ve deneyler aracılığıyla Rusya‘nın Avrupa‘nın gerisinde kalmasını önledi. Daha çok sıcak denizlere inme planlarından dolayı denizcilik ve gemicilikle alakalı incelemeler yapan Petro, şanından öte bir gemide en alt rütbede çalışarak enteresan kişiliğini ön plana çıkarmıştır. Osmanlılar bu yüzden Petroya ‘Deli Petro‘ lakabını takmıştır fakat söz konusu Prut Savaşı‘nda Osmanlı’nın karşısına büyük ve dayanıklı gemilerle gelince Deli Petro’nun adı Büyük Petro olarak anılmaya başlanmıştır.

Devletini genişletmeyi, dünya hakimiyetini ele geçirmeyi düşleyen I. Petro, bu amaçlarına ulaşmak için ticareti geliştirmenin önemini kavramıştı. Ancak Rusya kuzeyinde buzlarla kaplı denizler, güneyinde Osmanlı Devleti denetimi altındaki Karadeniz içerisinde sıkışmış bir ülke konumunda idi, ticarete uygun limanları yoktu. Petro, ticaret için sıcak denizlere inme gereğini fark eden ilk kişi oldu.

Petro’nun sıcak denizlere inme planını gerçekleştirmek için ilk girişimi Azak Kalesi’nin kuşatılması idi. 1695 senesinde ani bir baskınla Azak Kalesi’ni almayı denedi fakat deniz kuvvetlerinden yoksun Rus ordusu 96 günlük bir kuşatmadan sonra çekilmek zorunda kaldı. Bu başarısızlık üzerine Petro 1695-1696 kışında Don nehri kıyısındaki Voronej’de bir nehir donanması oluşturdu; kaleyi karadan ve denizden 31.000 asker ve 170 topla kuşatarak 6 Ağustos 1696 tarihinde teslim aldı. Asıl amacı Karadeniz’e ve sonrasında Boğazlara kadar gidebilmekti. Bu amacından hiç vazgeçmemiş ve bu politika kendisinden sonra da sürdürülmüştür.

Azak Kalesi kuşatması, Çar I. Petro’ya donanmaya ve düzenli bir orduya sahip olmanın önemini göstermişti. Bu amaçla ülkeye yabancı uzman kişiler davet etmek yerine soylu ailelerden seçilen gençlerin eğitim için İngiltere, İtalya ve Hollanda’ya gönderilmesini emretti. Avrupa’nın başarısının hangi koşullar altında geliştiği ve olabilecek duruma geldiğini öğrenmek; Avrupa’daki ilerlemeyi Rusya’ya taşımak istiyordu. Kendisi de denizcilik eğitimi için 1697 senesinde bir Rus diplomat kılığında, kimliğini gizleyerek Avrupa’yı dolaşmıştır. Sırasıyla Almanya, Hollanda ve İngiltere’ye gitti. Marangozluk, tıp, gemi yapımcılığı üzerinde çalıştı. Bir yandan da Osmanlılar’a karşı Avrupa’daki müttefik arayışı içindeydi fakat bu arayışı sonuçsuz kaldı.

Venedik’e gitmeyi planlarken Moskova’da 1698 senesinde çıkan Streltsy (Rus Tüfekçiler) ayaklanması sebebiyle Rusya’ya döndü. Kendisini devirerek Sofiya’yı yeniden naibeliğe getirmek isteyen streltsıy’ı dağıttı. Yüzlerce askeri idam ya da sürgün ettirdi.

Avrupa seyahatinin sonunda kimi Avrupa adetlerinin Rus adetlerinden üstün olduğuna kanaat getiren Petro, tüm saraylıların ve memurların sakallarını kesmesini; batılı giysiler giymelerini istedi. Bu durum sakalını kesmeyen Rus aristokrasisi içinde büyük sıkıntı doğurunca boyarlara yıllık 100 ruble sakal vergisi karşılığında müsamaha gösterildi. Böylelikle sakal tıraşı Rus modernleşmesinin simgelerinden biri halini aldı.

Yeni yıl kutlamalarını 1 Eylül’den 1 Ocak’a aldı. Geleneksel Rus takvimi yerine Protestan takvimini kabul etti.

Petro hiç anlaşamadığı eşi Eudoxia Lapoukine’den bu Avrupa seyahatinden döndükten sonra 1698’de boşandı ve onu bir manastıra kapanmaya zorladı.

Avrupa Devletleri ile 16 senedir savaşmakta olan Osmanlı Devleti’nin gerek Azak Kalesi’ni kaybetmesi gerekse Venedik ve Avusturya karşısında aldığı yenilgiler sebebiyle barış istemesi üzerine savaşan taraflar içerisinde müzakereler başladığında Çar Petro ısrarla Kerç Kalesi’ni istedi. Bu istek kabul olmadığı için Karlofça’da Karlofça Antlaşması‘nı Rusya, Osmanlı Devleti ile barış imzalamadı; iki yıllık bir ateşkes imzalandı. Barış Anlaşması 1700’de imzalandı. Ruslar, İstanbul’da devamlı elçiliğe sahip oldu. Azak Rus hakimiyetine girdi, Ortodoksların Kudüs haccı serbest bırakıldı.

Petro, Osmanlı İmparatorluğu ile ateşkes imzaladıktan sonra Baltık Denizi kıyılarına ulaşmak hedefine yöneldi. 1701’in şubat ayının sonuna doğru Biržai’de II. Augustus ile tanıştı. Prusya, DanimarkaNorveç ve Lehistan bir araya gelip Kuzey İttifakı’nı kurarak İsveç’e savaş açtı.

Rusya‘nın ilk saldırısı 1700 senesinde Narva Savaşı’nda eğitimsiz askerler bundan dolayı felaketle neticelendi. Savaş esnasında XII. Karl‘ın orduları sisli kar fırtınasını kendi avantajlarına kullandılar.

Petro, Narva’daki yenilgiden sonra ordusunu yeniden organize etmekle ve Avrupa şehirlerine benzer yeni bir şehir (Sankt Petersburg) kurmakla uğraştı. İsveç ile savaşı Polonya ve Litvanyalılar sürdürüyordu.

1708 senesinde İsveç yeniden Rusya’ya saldırıya geçti. 28 Eylül 1708 tarihinde gerçekleşen Lesnaya Savaşı, Büyük Kuzey Savaşı’nın kaderini belirledi. Yenilen İsveç Kralı Demirbaş Karl, Moskova’ya saldırıdan vazgeçip güneye hareket etti; Ukrayna’da iaşe probleminu giderdikten sonra tekrar Moskova’ya yürüdü ve büyük stratejik öneme sahip Poltova Kalesi’ni 1709 Mayıs’ında kuşattı. I. Petro, İsveç kralını Poltova Muharebesi’nde yendi. İsveç kralı yaralı olarak maiyetiyle birlikte Osmanlı toprakları yakınındaki Bender Kalesi’ne sığındı.

İsveç Kralı’nı takip eden Rus ordusunun Osmanlı sınırını geçerek tahribatta bulunması ile başlayan gelişmeler, İsveç Kralı Demirbaş Şarl‘ın Bender Kalesi’nden İstanbul’a gönderdiği yardım dileyen mektuplarının da etkisi ile Osmanlılar’ın Rusya’ya savaş ilanına kadar vardı. Vezîriâzam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, I. Petro’nun ordusunu 19 Temmuz 1711 tarihinde Prut Nehri kıyısında kuşattı. Rus ordugâhında büyük bir ümitsizlik hüküm sürmeye başladı. Teslim olunması düşüncesini onaylayan Petro, esir düşmesi halinde kendisini hükümdar olarak tanımamalarına dair senatoya hitaben bir emirnâme hazırladı.

Ruslar’ın görüşme talebi, saldırı hazırlığındaki Baltacı Mehmet Paşa’nın yeniçerilere güvenmemesi sebebiyle kabul edildi ve görüşmeler beklenmedik bir seyir takip ederek 24 saat içinde neticelendi. 21 Temmuz’da imzalanan Prut Antlaşması’nı Petro 22 Temmuz’da tasdik etti. Rus ordusu serbest bırakıldı. Anlaşma neticesinde Azak tekrar Osmanlılara geçmiş ve Çar Deli Petro’nun Karadeniz’e açılma emelleri bir süre ertelenmiştir. Baltacı Mehmet Paşa‘nın I. Katerina‘dan etkilenerek sulh yapmak gerektiği düşüncesini savunduğu söylenmektedir.

Petro, 1712’de Ekaterina Aleksiyevna (I. Katerina) ile evlendi. Asıl adı Marta Elena Skavronska olan yeni eşi, 1703’te Çardan bir çocuk dünyaya getirdikten sonra Ortodoks olup adını değiştirmişti. Petro’nun bu evlilikten on bir çocuğu dünyaya geldi fakat içlerinden yalnızca Anna ve Yelizaveta adlı iki kızı yaşadı.

Çar Deli Petro, Avrupa şehirlerine benzeyen yeni bir şehri sıfırdan başlayarak inşa etme çabasını 1703 senesinden beri sürdürüyordu. St. Petersburg şehrini, 1703 senesinde Büyük Kuzey Savaşı esnasında İsveç’ten aldığı Neva Nehri deltasında kurmaya karar vererek Aziz Petro ve Pavel Kalesi’nin temelini 16 Mayıs 1703 günü atmıştı. 10 yıl boyunca Neva Nehri deltasında büyük bir bataklık alan ıslah edildi. Yeni şehrin ilk yapısı olan Aziz Petro ve Pavel Kilisesi’nden sonra bir çok bina Amsterdam‘da olduğu gibi çamura gömülmüş direkler ve tahtalar ile kuvvetlendirilmiş temeller üstüne yapıldı. Rusya’nın ağaç mimarisinden farklı olarak Avrupa’dan getirttiği mimarlara şehrin planlarını, kanalizasyonunu ve binaların dağılımını çizdirdi. Fransa‘daki Versailles Sarayı ile boy ölçüşecek derecede ihtişamlı bir kışlık saray (bugünkü Hermitage Müzesi) ile çizimlerini direkt kendisinin yaptığı bir yazlık saray inşa ettirdi. Petersburg, 1712’de başkent ilan edildi.

Petro, Prut Antlaşması’nı imzaladıktan sonra anlaşma hükümlerini yerine getirmemişti. Osmanlı Devleti, anlaşma hükümlerinin yerine getirilmesi için Rusya’ya iki defa daha savaş ilân etti. Osmanlı padişahı III. Ahmet’in sefer kararı alarak İstanbul’dan Edirne’ye hareket etmesi üzerine Petro endişeya kapılarak bir özür mektubu gönderdi ve hemen görüşmelere başlanmasını diledi. Edirne’de yapılan görüşmelerin sonunda 24 Haziran 1713 tarihinde imzalanan Edirne Antlaşması ile iki taraf içindeki anlaşmazlıklara geçici olarak ara verildi.

Petro, Edirne Antlaşması’ndan sonra yeniden tüm çabasını Kuzey Savaşı üzerine yoğunlaştırdı. Türk topraklarında beş yıl kalan İsveç kralı XII. Karl 1714 senesinde memleketine dönmüştü. Petro, o yıl denizlerdeki ilk büyük zaferini (Gangut Savaşı) kazandı. Bunun yanında Avrupa’ya geziler yaparak çeşitli başarılar elde etti. Ünlü bilim adamı Herman Boerhaave‘yi görmek için 1716-1717 senelerında Hollanda‘yı ziyaret etti. Sonra Fransa‘yı ziyaret etti. Prusya Krallığı ve Brunswick-Lüneburg Seçmenleri’nin desteğini aldı. Demirbaş Karl hala savaşı sürdürüyor, pes etmeyi reddediyordu. Ancak 1718’de gerçekleşen ölümünün ardında barış olabilecek olabildi. Nystad Barış Antlaşması imzalandı ama halen süren gerginlik yüzünden fakat 1720’de imzalanabildi. Bu anlaşmadan dolayı senato Petro’ya “Büyük” ve “İmparator” sanlarını verdi.

Orta Asya, Hazar ve Sibirya bölgelerine araştırma grupları gönderen Petro, 1722 senesinde İran’ın zayıflığından yararlanarak Hazar bölgesine işgale başladı. Hazar Denizi’nin batı ve güney kıyılarını askeri yardım karşılığı İran’dan aldı. Bu sefer esnasında sağlığı bozuldu.

Evlilikleri :
1.eşi: Eudoxia Lopukhina (e. 1689–1698). Aleksey Petroviç (d. 28 Şubat 1690) adında bir oğlu oldu.
2.eşi:I. Katerina (e. 1712–1725). Yelizaveta (d. 29 Aralık 1709) ve Anna Petrovna (d. 7 Şubat 1708) adlarında ve Peter Petrovich (d. 1719), Natalia Petrovna (d. 1718), Margarita Petrovna (d. 1714), Catherine Petrovna (d.1707), Pavel Petrovich (d.1717) adlı çocukları oldu.

I. Petro, 8 Şubat 1725 tarihinde St. Petersburg, Rusya’da 53 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün