Biyografi

İbrahim Müteferrika Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

İbrahim Müteferrika kimdir?, İbrahim Müteferrika kaç yaşında?, İbrahim Müteferrika evi nerede?, İbrahim Müteferrika nerelidir? İbrahim Müteferrika ev adresi?, İbrahim Müteferrika kaç yaşında?, İbrahim Müteferrika nerede oturuyor?, İbrahim Müteferrika nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için İbrahim Müteferrika hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. ??.??.1674??.??.1747 senesinde doğan İbrahim Müteferrika şu an için 73 yaşında ve burcundandır. İbrahim Müteferrika doğum yeri ise Kolojvar, Macaristanİstanbul olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Yazar olarak devam ettirmektedir.

İbrahim Müteferrika Kimdir? – İbrahim Müteferrika Evi Nerede? – İbrahim Müteferrika Nerede Oturuyor?

İbrahim Müteferrika Kimdir?, evi nerede?

Matbaacı, yayımcı, yazar ve çevirmen

Osmanlı devletinde basımevi kurup Türkçe kitap yayımlayan ilk kişidir. Matbaa denilince akla ilk onun adı gelir.

İbrahim Müteferrika, 1674 senesinde (Bugünkü Romanya’da) Macaristan’ın Kolojvar şehrinde doğmuştur. Müslüman olmadan evvelki adı bilinmemektedir. 1692 senesinde İkinci Viyana Kuşatması’ndan sonraki savaşlarda Osmanlılara esir düştü. Türkler tarafından esir olarak İstanbul’a getirildi. Burada Müslüman oldu, Türkçe öğrendi Osmanlı devletinin kanun ve metotlarıni kısa bir sürede kavrayarak hızla yükseldi ve müteferrikalık yaptı. “Müteferrika”, sarayda padişah ya da vezirlerin işlerine bakan ve emirlerini alakalılere duyurma görevi yapan hademe demektir.

1715 senesinde Avusturya’ya gerçekleştirilen sefer esnasında, haberleşme hususunda devlete hizmet etti. 1717’de Osmanlı Devletine sığınan Doğu Macaristan’daki Macarların reisi olan Rakoczi (Rakoçi)nin yanında uzun zaman vazife yaptı. Bu görevinde Osmanlı devlet adamlarının ve Rokoczi’nin takdir ve itimadını kazandı.

İbrahim Müteferrika, Latince, Macarca, Arapça ve Farsça bilmesinden dolayı âdeta devletin gören gözü ve duyan kulağı olmuştur. Hem III. Ahmet hem de I. Mahmud dönemlerinde hemen her hususta kendisinden yararlanılmıştır. Resmî görevleri içerisinde diplomatlık, mihmandarlık, çevirmenlik, müteferrikalık ve hacegânlık mevcuttur. Ancak Müteferrika daha çok bir tarihçi, bilim adamı, yazar ve matbaacıdır.

İslâm’ın inançlarını açıklayan “Risale-i İslâmiye” adlı küçük bir kitap yazdı. 1715 senesinde III. Ahmet’in bir mektubunu Viyana’ya Prens Eugene’e götürdü.

Başka diller de bilmesinden dolayı başka devletlerle olan müzakere heyetlerinde bulundu.

Macaristan’daki öğrenimi esnasında basım işlerini öğrendi. İstanbul’a gelince matbaa kurmak istedi. İstanbul’da bir basımevi kurmak isteyen Sait Efendi ile bir matbaa kurmak için çalışmalara başladı. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Matbaanın açılmasına fakat dini olmayan eserler basmak şartı ile izin verdi. Ve Şeyhülislâm Abdullah Efendi’den dinle alakalı olmayan eserlerin basılabileceği yönünde bir fetva alındı. 16 Aralık 1727 tarihinde matbaa çalışmaya başladı.

Makina ve Latin alfabesi kalıpları yurtdışından getirtildi. (Arap alfabesi kalıplarının kaynağı ise açık değildir ve Müteferrika tarafından yapıldığına dair bulgular mevcuttur. Yalova’da bir kâğıt fabrikası (Kağıthane-i Yalakabad) kuruldu.

İbrahim Müteferrika’ya asıl şöhretini kazandıran matbaacılığıdır. Matbaasında bastığı ilk kitap 1729 senesinin başlarında basılan Vankulu Lugatı’dır. Bu matbaada basılan kitapların tarih, coğrafya, dil ve askerlik ile alakalı olduğu göze çarpmaktadır. İbrahim Müteferrika, bastığı kitapların çoğuna ilaveler ve açıklamalar yapmış, bazılarına ise notlar ve haritalar ekleyerek zenginleştirmiştir.

1743 senesinde bir atama emrini götürmek için Dağıstan’a gitti. Bu yolculuktan döndükten sonra, Divân-ı Hümâyun tarihçiliğine getirilmiş ve 7 Kasım 1745’te bu görevinden ayrılmıştır. Bu sıralarda Yalova’da kâğıt fabrikası kurma girişimlerinde bulunmuş, Lehistan’dan ustalar getirtmiştir. Artık bir hayli yaşlanmış ve yorgun düşmüş olan İbrahim Müteferrika, bir süre sonra 1747’de ölmüştür. Önce Aynalıkavak Mezarlığı’na defnedilmiş, kabri daha sonra 1942 senesinde buradan alınarak Galata Mevlevihanesi’ne nakledilmiştir. İbrahim Müteferrika’nın ölümünden sonra, matbaanın işletme izni Rumeli kadılarından İbrahim Efendi ile Anadolu kadılarından Ahmed Efendi’ye verilmiştir.

İlim ve fen adamı olan İbrahim Müteferrika’nın Latinceden tercümeleri ve fen kitapları mevcuttur. Bunlardan astronomiye ait AfganTarihi, Usulu’l-Hikem fi Nizami’l-Ümem, Füyuzat-i Miknatisiyye ile Risale-i İslamiyye adlı dini kitapları basılmıştır. Dürüst, ahlaklı, faziletli, vefakar ve çok çalışkan bir zat olan İbrahim Müteferrika, Şark ve Garb dillerini bir araya toplayan bir lügat kitabı hazırlamak istedi ise de ömrü vefa etmedi.

Kapalı Çarşı’nın Fesçiler Kapısı ile Beyazıt Camii içerisinde bulunan Sahaflar çarşısında ise İbrahim Müteferrika’nın bir büstü bulunmaktadır.

İbrahim Müteferrika’nın matbaası tarihteki ilk Müslüman Türk matbaasıdır. Fakat Türkiye’de gayrimüslimlerin bundan öncekilerde açmış bulundukları matbaalar mevcuttur.

İbrahim Müteferrika kurduğu matbaasında ömrü boyunca toplam 17 ayrı kitap basmıştır:

Bastığı Kitaplar :
1. Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Sihah El-Cevheri), 2 cild halinde, 1729
2. Tuhfet-ül Kibar fi Esfar el-Bihar, 1729
3. Tarih-i Seyyah, 1729
4. Tarih-i Hind-i Garbi, 1730
5. Tarih-i Timur Gürgan, 1730
6. Tarih-I Mısr-i Kadim ve Mısr-i Cedid, 1730
7. Gülşen-i Hülefa, 1730
8. Grammaire Turque, 1730
9. Usul el-Hikem fi Nizam el-Ümem, 1732
10. Fiyuzat-ı Mıknatısiye, 1732
11. Cihan-nüma, 1732
12. Takvim el-Tevarih, 1733
13. Kitab-ı Tarih-i Naima, 2 cild halinde, 1734
14. Tarih-i Raşid, 3 cild halinde, 1735
15. Tarih-i Çelebizade, 1741
16. Ahval-i Gazavat der Diyar-ı Bosna, 1741
17. Kitab-ı Lisan el-Acem el Müsemma bi-Ferheng-i Şuuri, 2 cild halinde, 1742

Yazdığı Kitaplar :
Risâle-i İslamiyye, 1710
Vesilet-üt-Tıbâa, 1726
Usul el-Hikem fi Nizam el-Ümem, 1732

1726 senesinde yazdığı ikinci yapıt Vesile el-Tıbâ’a (Matbaanın Gerekleri) adlı çalışmasıdır. Matbaanın gerekliliğini, önemini, sağlayacağı yararları anlattığı bu çalışmasını, İbrahim Müteferrika daha sonra paylaştığı ilk kitap olan Vankulu Sözlüğü’nün baş tarafına eklemiştir.

Vesile el-Tıbâ’a (Matbaanın Gerekleri) adlı On maddelik bu çalışma şöyledir:
1- Lügât, tarih, heyet (astronomi), coğrafya ve devlet işleriyle alakalı mühim eserlerin basım yoluyla çoğaltılması her sınıf halkın tahsil durumunun yükselmesi için faydalıdır.
2- İslam devletlerinin kuruluşundan o zamana kadar yazılmış kıymetli eserlerin basılması, bu kitapların Müslümanlar içerisinde yayılmasını sağlar.
3- Basım yoluyla çoğaltılacak eserlerin yazıları açık ve güzel, yanlışsız yer alacağından, öğrenciler ve öğretmenler okudukları ve okuttukları eserlerin doğruluğundan emin olurlar. Basılan eserlerin mürekkepleri sabit olduğundan yazmalarda olduğu gibi rutubetten hızlı bir şekilde bozulmaz ve devamlı (kalıcı) olur.
4- Basım kârlı bir iştir. Bir cilt yazmak zahmeti ile binlerce cilt doğru yazılmış eser elde edilir. Böylelikle kitapların fiyat aralıkları ucuzlayacağından zengin fakir herkes, öğrenciler de dâhil, kitap satın alabilir.
5- Basılmış eserlerin başlarına kısa ve sonlarına uzun fihristler eklemek suretiyle istediğimiz bir şeyin eserde basit bir şekilde bulunması sağlanır.
6- Basılı kitapların ucuz olması sebebiyle, onları herkes, hatta taşra şehirlerindekiler de satın alabilir. Bundan dolayı da cehaletin ortadan kalkması olabilecek olur.
7- İstanbul’da ve imparatorluğun öbür şehirlerinde matbaa aracılığıyla kütüphaneler kurulur. Öğrenciler tahsilleri için kitabı basit bir şekilde temin edebilir ve memleket kalkınır.
8- Osmanlı padişahları yaptıkları savaşlar yüzünden, İslamlığın yüzünü ağartmış ve şanını yükseltmişlerdir. Kitaplar basım yoluyla çoğaltılırsa, Müslümanlara bunun bunun yanında büyük hizmet etmiş olurlar.
9- Avrupa Devletleri, Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış eserlerin değerini bildiklerinden onları bastırmaktadırlar. Misal verilecek olursa; Kânûn, Şifâ, Nüzhet el-Müştak ve Öklides vb. eserleri bastırdıkları bilinmektedir. Ancak şimdilik bastıkları eserlerin yanlışlarını düzeltecek adamları olmadığından, bu kitaplar yanlışlarla doludur. Eserler Mağrib yazısıyla basıldığından güzel değildir. İleride Doğu dillerinden anlayan balakalı insanlar bulunarak bastıracakları eserleri İslam memleketlerine göndererek para çekebilirler. Müslümanlar, diğer hususlarda Hristiyanlardan ileride olduklarından basım sanatında da onları geçmelidirler.
10- Bu faydalı sanatın alınması eskiden düşünülmüş ve devlet yöneticileri (vükelâ-i devlet) konuyu incelemişse de, uğraştırıcı ve sıkıntılı bir iş olması ve basım sanatından anlayan bir kimsenin bulunmamasından ötürü ileri bırakılmıştır. İslamiyet’i benimsemiş bütün milletlerin kitaba ihtiyaçları fazladır. Basımın kabul edilmesi ve eserlerin basılması, devletin şan ve şerefini artıracaktır.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün