Biyografi

Jean Auguste Dominique Ingres Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Jean Auguste Dominique Ingres kimdir?, Jean Auguste Dominique Ingres kaç yaşında?, Jean Auguste Dominique Ingres evi nerede?, Jean Auguste Dominique Ingres nerelidir? Jean Auguste Dominique Ingres ev adresi?, Jean Auguste Dominique Ingres kaç yaşında?, Jean Auguste Dominique Ingres nerede oturuyor?, Jean Auguste Dominique Ingres nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Jean Auguste Dominique Ingres hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 29.Ağustos.178014.Ocak.1867 senesinde doğan Jean Auguste Dominique Ingres şu an için 87 yaşında ve Başak burcundandır. Jean Auguste Dominique Ingres doğum yeri ise Montauban, Toulouse, FransaParis, Fransa olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Ressam olarak devam ettirmektedir.

Jean Auguste Dominique Ingres Kimdir? – Jean Auguste Dominique Ingres Evi Nerede? – Jean Auguste Dominique Ingres Nerede Oturuyor?

Jean Auguste Dominique Ingres Kimdir?, evi nerede?

Fransız ressam Jean Auguste Dominique Ingres neoklasisizmin en mühim sanatçılarındandır.

Jean Auguste Dominique Ingres, 29 Ağustos 1780 tarihinde Fransa’da Toulouse yakınlarında Montauban’da bir sanatçının oğlu olarak doğmuştur. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylelikle Dominique İngres on yaşlarındayken babasından ilk resim derslerini aldı. 1791 senesinde Toulouse Akademisi’ne girdi. Burada ressam Rougues, peyzaj ressamı Briant ve heykeltraş Vigan gibi sanatçılara öğrencilik yaptı. Aynı zamanda müzikle de zaman harcayarak ondört yaşında, Belediye Orkestrasında, ikinci kemancı olarak yaşamını kazanmaya başladı.

Öğretmenlerinden bazılarının teşvikiyle 1797 senesinde Paris’e gitti ve Jacques Louis David’in öğrencisi oldu. Antik çağ sanatını yakında zamandan takip eder ve hatta üslubunun diğer bir çok temsilcisi gibi Antik Yunan kazılarına katılarak burada antik heykeller başta olmak üzere birden fazla eseri inceleme fırsatı bulur. Fakat özellikle Raffaello Santi’nin eserlerini inceleyerek üslubunu oluşturur. Grek ve arkaik stilin etkisinde kalarak, 1801’de kendisine “Grand Prix de Rome” ödülünü kazandıran “Agamemnon, Aşil’in Çadırında” isimli eserini yaptı.

“Agamemnon, Aşil’in Çadırında” adlı tablosu – 1801

Jean Auguste Dominique Ingres, Roma’ya gidip İtalyan ressamlarını incelemek istiyordu. Ancak bu seyahat için yeteri kadar parası olmadığından bu seyahatini beş yıl sonraya bırakmak zorunda kaldı. Bunun yanında bir kadın portresiyle 1802 yılı Paris Resmi Sergisi’ne katıldı. Portrelerin bunun yanında büyük boyutlarda dinsel, mitolojik ve tarihsel resimler de yapar. Antik Yunan sanatının yanında Roma sanatını da merak eden ve incelemek isteyen Ingres, İtalya yolculuğu için para biriktirmeye çalışırken çeşitli sergilere katılır. Böylelikle Napolyon Bonapart’nin dikkatini çekerek onun tarafından çeşitli siparişler almaya başlar.

1804 senesinde, Napolyon Bonapart’ın isteğiyle, Liège Şehri’ne armağan edilmek üzere, onun Birinci konsül kıyafetinde, bir portresini yaptı. Ayakta duran Napolyon Bonapart, sol elini ceketinin içine doğru sokmuş, sağ eliyle Amercoeur banliyösü inşası için verdiği talimatı imzalıyor. neoklasisizm tarzda olan bu eserde perspektif kusursuz. Arka planda görülen St. Lambert Katedrali, resme derinlik katıyor. Napolyon Bonapart adlı tablosu – 1804
Bu, daha sonradan devam ettiği bir seri portrenin başlangıcı oldu. 1805 senesinde Napolyon Bonapart’ın “İmparatorluk Tahtı’nda” bir portresini daha yaptı ve 1806 senesinde yıllık Resmi Sergiye bu eseriyle katıldı. Ama bir hayli tenkitlere uğradı.

Napolyon Bonapart’ın portrelerini yapmaya devam eden ressam, bu eserinde onu imparatorluk tahtında resmeder. Çeşitli çevrelerce eleştirilen resim, duygudan yoksunlukla yüklü, katı bir hareketsizlik içinde, emperyal güç imgesi büyük bir özenle süslenmiş bir tahtta oturan sert bir Napoleon’u seyircilere sunar. Eser bi hayli gösterişli bir görünüme sahip. Resimde gördüğümüz detayların emsallari çoğunlukla karşımıza Hollanda resminde çıkar. Ayrıntıcılığı neoklasik eserlerde pek göremesek bile Ingres bu yargıyı yıkar. Yüzeylerin, giysilerin dokusu bi hayli net bir halde anlaşılabilir. Resimdeki en mühim detay ise Raffaello’nun hayranı olduğunu bildiğimiz ressamın, halıdaki ayrıntıya Raffaello Santi’nin Madonna della Sedia isimli eserinin varyasyonunu koymasıdır. Işık ve renk uygulaması yapıtı daha da zenginleştirmiştir.

“Napoleon On His Imperial Throne -1806

1806 yılına kadar romantik bir anlayışla kendisinin ve dostlarının portreleri ile yalın bir çizgisel anlatımın bulunduğu çalışmaların bunun yanında, para kazanmak maksadıyla yaptığı soylu sınıfının kurşun kalem portre çalışmalarına yoğunlaşan sanatçının bu çalışmaları sonradan büyük değer kazanır.
Bu erken dönem çalışmaları kaligrafik çizgi ve anlatımcı bir dış çizgiyle tanımlanmış, kullandığı bu çizgilerin eserlerinde belli bir güzellik duygusu vermesi ilkesi, Ingres’nin tüm sanat hayatı boyunca geçerliliğini korumuştur.

Ekim 1806’da Roma’ya giderek 1810 yılına kadar Villa Medici’de misafir kaldı. Orada başta hayranı olduğu Raffaello Santi olmak üzere bir çok İtalyan sanatçısının eserlerini inceleme fırsatını buldu. Yaklaşık 4-5 sene kaldığı İtalya’da en verimli dönemini geçirerek bi hayli büyük eserler verir. Tahminen oryantalist akımına da orada kapılır ve hiç gitmemiş olmasına karşın Doğu’yu resmederek doğu figürlerini resimlerinde çok fazla kullanır.

Dominique İngres, başta 1808 senesinde yaptığı “Yıkanan Kadın” isimli tablosu olmak üzere en güzel eserlerini, bu senelerde meydana getirdi. En büyük eserlerinden biri sayılan ve bi hayli durağan olan tabloda gördüğümüz arkası dönük kadın figürü, Ingres’in bir çeşit zaafı, hatta takıntısı olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Birçok eserinde görülen bu figür, anatomik olarak bozukluklar gösterir. Ancak bu eserler, Paris’te beğenilmedi. Ingres de bu yönden, tekrar İtalya’ya 1810 senesinde gitti ve 1820 yılına kadar Roma’da kaldı.

Paris Louvre Müzesi’nde sergilenen 1814 senesinde yaptığı Büyük Odalık adlı eseri, Doğu kültürünün oryantalist etkileri ve sanatçının anlatını dilini oluşturan ideal güzellik anlayışının uyumlu senteziyle şekillenmiştir. Ingres, modelin rahat tavrıyla bütünleşen umursamaz ve hafiflik duygusu yaratan bakışlarını, seyircinin bakışlarıyla ustaca birleştirmiş. Sanatçının oryantalist etkilerin görüldüğü resimlerinde pürüzsüz boya sürüşü, desene verdiği önem ve ışık etkileri neoklasisizm estetiği ön plana çıkarır. Resimdeki figür, ince uzun oranları ve anatomik gerçeklikten mesafesi ile dikkat çeker. Eserinde Ingres, maniyeristler gibi soğuk renkleri kullanmayı tercih etmiştir.

1813 senesinde Madeleine Chapelle ile evlenen Dominique Ingres, 1814’de Caroline Bonaparte’ın ve ailesinin fertlerinin teker teker portrelerini yaptı. Aynı yıl Yıllık Resmî Sergiye “Raffaello”, “Formarina” ve “Toledo’lu Don Pedro” tablolarıyla katıldıysa da yine umduğunu bulamadı.

Jean Auguste Dominique Ingres, Fransa’da romantizmin gelişmeye başladığı zamanda akademik ilkelere bağlı belli bir güzellik anlayışına uyar, ama bunun yanında özellikle kadın figürlerinde durumsal nitelikleri de gündeme getirir. Portrelerinde duygulu bir ifade tercih ederek içten ve yumuşak bir atmosfer yaratmıştır. Dönemin güzellik anlayışı ile şekillenen figürlerini, abartısız ve yalın bir anlatımla resmetmiştir. Bu sebeple, deseni önemsemiş, rengi ve ışığı desene hizmet eder konumda kullanmıştır.

Napolyon Bonapart’un düşmesiyle ve ailesi efradı içindeki ölüm ve hastalıklarla Dominique İngres için de güç seneler başladı.

1820’de heykeltraş Lorenzo Bartolini’nın tavsiyesine uyarak Floransa’ya gitti. “XIII. Louis’in Adağı” isimli tablosunu bu şehirde meydana getirdi. Fransa’da yavaş yavaş tablolarına ilgi duyulmaya başlandığını öğrenince, 1824 senesinde Paris’e döndü. Eserleri artık büyük övgüyle karşılanmaya başlamıştı. 1825’de “Academie des Beaux – Arts” Güzel Sanatlar Akademisi’ne üye seçildi. 1829’da da “Ecole des Beaux-Arts” Güzel Sanatlar Okulu’nda Jean-Baptiste Regnault’un yerine öğretim üyesi oldu. 1834 senesinde Roma’daki, Fransız Akademisi’nin müdürlüğüne atanarak 1835-1841 senelerı içerisinde orada kaldı.

1841 senesinde tekrar Paris’e dönerek büyük sevgiyle karşılandı. Ingres bir porte sanatçısı olarak, modelin benzerliğini, onun yüz ifadesini, ince ayrıntıları uygun bir biçimde yakalar. Resimde Barones seyirciye özel bir yakınlık kurar gibi bakar. Sanatçı modelin yüzüne gösterdiği özeni, dönemin modasına uygun giysisine de gösterir. Elbisesindeki kumaşın yüzeyi, dokunabilirlik duygusu verir ve portrenin zenginliğini arttırır. Barones koyu arka plandan fırlayacak biçimde aydınlatılmıştır.

1854 senesinde yaptığı bu resim, Jeanne D’arc adına yapılacak bir anıt için sipariş edilir. Başının etrafındaki hale olan Fransa’nın koruyucu azizesi, cephesi altın alçak kabartma tekniği ile yapılmış ve öteki dinsel karakterlerle bezenmiş ve renkli taşlarla kaplanmış olan yüksek sunağın yanında, ayakta dururken betimlenmiştir. Jeanne D’arc fazlaca göz alıcı bir zırh giymiştir. Sağında bir miğfer ve eldivenler karanlık bir basamak üzerinde ışıldar. Sağ elinde bir bayrak tutar, ahşap sırığın kırmızısı ise kompozisyonun diyagonal eksenini vurgular. Askeri kimliğine ilişkin belirteçler, eteği ve uzun saçları gibi kadınsı öğelerle nötürleştirilmiştir. Fransız hükümeti ile bağlantısı ise arka planda bulunan üç yapraklı iris çiçeğine yansır.

Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bütün çıplaklarını kapsayan 1862 senesinde yaptığı “Türk Hamamı” adlı tablosu oldu. Louvre Müzesi’nde sergilenen bu eserini, bir dönem Osmanlı’da yaşamış olan İngiltere büyükelçisinin eşi Lady Mary Wortley Montague’nun anlattıklarına dayanarak resmeder. Tabloyu Osmanlı diplomatı Halil Paşa’ya sattığında 80’li yaşlarında olmasına rağmen 30’lu yaşlarının ateşini taşıdığını övünmekten geri kalmaz. İlk yapıldığı zaman dikdörtgen formunda olan eser, daha sonra Ingres tarafından yuvarlak formuna dönüştürülür. O nedenle resmin iki versiyonunun olabileceği düşünülüyor. Resim izleyene anahtar deliğinden izliyormuş hissini verir. Kadınların orantısız vücutları, yer yer kalınlaşan hatları, kusurdan çok hatalı çizim olduğu görünen eser Le Figaro Dergisi tarafından 19. yüzyılın en erotik resmi ilan edilmiştir.

“Türk Hamamı” adlı tablosu- 1862

14 Ocak 1867’de ölmeden önce, eserlerini, Montauban Şehri’ne bağışladı.

Ingres klasik ölçüleri benimseyen bir romantik, şekilsel olağanüstüliğin içine her daim şiir katan bir yaratıcıdır. Yalnızca, yaşadığı toplumun, idareci zümresini çizmekle kalmamış, onları kendi yaratıcılığının ve estetik doktrininin içine dek götürmüştür. Kişisel stilinde, laik düşüncelerin bunun yanında, ihtilalin kökünden söktüğü bir çok geleneksel değerlere de yer vermiş ve bu çaba, onun en hayranlık uyandıran yönü olmuştur.

Ingres’in analiz gücü, eserlerindeki modellerin duruşunda, tenlerin ipeksi görünüşünde, hareketlerin yumuşaklığında, kontürlerin netliğinde ortaya çıkmaktadır. Ressam, doğaya yabancı düşen hiçbir rengi, kabullenmemiştir. En gerçek ve en olumlu bellediği görüşleri, çağdaş kültürün derinliğinde şekillendirerek değerlendirmiş, bu çabası onun üstün tekniğini yaratmıştır. Ingres özellikle kontürlere önem vermiş, hacimleri ve mesafeleri, kesin hatlarla ayrılan geniş renk yüzeyleriyle, ortaya çıkarmıştır.

Şekil, onun için daima arı ve güçlü olmuştur. Ingres’in resim sanatı, her yönüyle, manalı ve bunun yanında müzikal bir uyumu içeren olağanüstü bir sanattır.

Sanat yaşamı boyunca belirli birkaç temaya bağlı kalarak eserlerini üretmiş olan Jean Auguste Dominique Ingres, özellikle çıplak figürlerindeki duyumsallık bir çok eleştirmen tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bu eleştirmenlerden biri olan Élie Faure, alaycı bir dille onun hakkında şunları söylemiştir: “Ingres burjuva centilmenlerinin ve onların eşlerinin iri göbeklerini ve kalçalarını resmetmek sanatında ustalaşmıştır.” Akademik geleneğe en bağlı sanatçılardan biri olarak tarihe geçen Ingres, klasik bir üslupla çizginin kuvvetli bir anlatım aracı olduğunu gösteren yapıtlarıyla çok sonraları Edgar Degas ve Pablo Picasso’nun sanatına kaynaklık etmiştir.

Jean Auguste Dominique Ingres, 14 Ocak 1867 tarihinde Paris, Fransa’da 87 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün