Biyografi

Kenan Demirkol Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Kenan Demirkol kimdir?, Kenan Demirkol kaç yaşında?, Kenan Demirkol evi nerede?, Kenan Demirkol nerelidir? Kenan Demirkol ev adresi?, Kenan Demirkol kaç yaşında?, Kenan Demirkol nerede oturuyor?, Kenan Demirkol nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Kenan Demirkol hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. ??.??.1957 senesinde doğan Kenan Demirkol şu an için 64 yaşında ve burcundandır. Kenan Demirkol doğum yeri ise İstanbul olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Doktor olarak devam ettirmektedir.

Kenan Demirkol Kimdir? – Kenan Demirkol Evi Nerede? – Kenan Demirkol Nerede Oturuyor?

Kenan Demirkol Kimdir?, evi nerede?

Kenan Demirkol, 1957 senesinde İstanbul’da doğmuştur.

1975 senesinde İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1981 senesinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda Öğretim Görevlisi olarak çalıştı.

Türk Tabipler Birliği Tarım, Gıda ve Beslenme Komisyonu Başkanı görevi de yapan Prof.Dr.Kenan Demirkol’un İstanbul Nişantaşı’nda özel muayenehanesi mevcuttur.

Uzmanlık alanı, beslenmeyle yakında zamandan alakalı olan sindirim sistemi organları.

Kenan Demirkol, “akıllı beslenme” uzmanı ve son bir kaç yılını “Doğru Beslenme” konusuna ayırmış, hatta bu konu ile alakalı bir vakıf kurmuş. Gençleri bilgilendirmek üzere eğitmenler yetiştirmeye başlamış, bir de bu konu ile alakalı kitap yazmış.

Prof.Dr.KENAN DEMİRKOL, “Margarini evinize asla sokmayın” diyor ve zeytinyağını tavsiye ediyor. Zetinyağı dışındaki bütün sıvı yağların göğüs, bağırsak ve prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını söyleyen Prof.Dr.Demirkol, zeytinyağı ile alakalı bakın neler anlatıyor ;

” İnsan vücudunun her hücresinde hücre zarı mevcuttur. Bu hücre zarı lipo protein katmanla sarılıdır. Yani bir yağ, bir de protein. Bu hücre zarındaki yağ, ana madde olarak omega-3’tür. Tek tük omega-6 da içerir.

Bütün yağlar, yağ asitlerinin karışımıdır. Onlar da 3’e ayrılır. Doymuş yağ asitleri, tekli doymamış yağ asitleri, çoklu doymamış yağ asitleri. Çoklu doymamış yağ asitleri ikiye bölünür, onlar da omega-3 ve omega-6’dır. Bundan 40-45 yıl öncesi omega-6 kolesterolü düşürüyor diye tüm topluma dile getirdik. Ayçiçeği ve mısırözü yağlarını tükettirdik. Fakat sonra anladık ki bu yağlar iyi kolesterolü de, kötü kolesterolü düşürdüğü miktarda düşürüyor. Bizim kolesterol yönünden sağlıklı olmamızdaki unsur iyi ve kötü içindeki dengedir. İkisini birden düşürürse, denge bozulmamış olduğundan herhangi bir iyilik elde etmiş olmuyoruz. Oran mühim. Omega-6’yı o kadar fazla alıyoruz ki, almış olduğumuz azıcık omega-3’ü de değerlendirmeden vücuttan hemen atıyoruz. Omega-3 olmayınca hücre duvarına veremiyorsunuz. Hücre duvarı da omega-3’ten oluşuyor. Vücut da asıl malzemeyi bulamadığı zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hücreyi onarıyor. Omega-3 yerine, omega-6 yağ asidi olan araşidonik asidi kullanıyor. Ama bu asit bütün stres komalarının hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasıyla örmüş oldunuz. Dışardan biri taş atsa havaya uçacak. Omega-3’ün eksikliği insanları şeker hastalığına itiyor. Damarların sertleşmesine yol açıyor. Pıhtılaşabilirlik oranın artmasına, bundan dolayı kalp damarının ya da beyin damarının pıhtıyla tıkanıp “inme” ya da “enfarktüs” olmasına yol açıyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarımız çok azaldı Toplum olarak zaten balığı çok az tüketiyoruz. Omega-6’yı çok tükettiğimiz için omega-3’ün yolunu kesiyoruz.

Omega-3’ten zengin beslenen toplumlarda depresyon çok az miktarda görülüyor. Zihinsel performans artıyor. Beynimizdeki toplam yağ asidinin yarısı omega-3 olmak zorunda. Ama biz vücudumuza bunu sunamıyoruz.
Biz yeşillikten uzaklaştıkça ve hayvanımızı da yeşillikten uzaklaştırdıkça elimizde tek bir omega-3 kaynağı kaldı. O da doğal deniz balığı. Yani kültür balığı (çiftlik balığı) değil. Halbuki insanın her gün 1 gram omega-3 alması gerekiyor. Omega-6 yağ asitleri ile omega-3 yağ asitleri vücudumuzda aynı enzimlerle metabolize edilir. Biz ayçiçeği yağı, soya yağı gibi yağlarla beslenip çok omega-6 aldığımız için artık omega-3’e enzim kalmıyor. Diyelim ki hamsiyi ayçiçeği yağında kızarttık, o hamsiden artık bize fayda gelmiyor. Ayrıca ayçiçeği yağının bir olumlu olmayanluğu daha var. Pişirme esnasında maruz kaldığı ısıdan sonra birtakım yapay yağ asitlerine dönüşüyor. Artık kesin olarak biliyoruz ki, ayçiçeği ve soya yağı kansere sebep olabiliyor. Akciğer kanseri, meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, şeker hastalığının oluşumunu kolaylaştırıyor. Zeytinyağı ise omega-9 yağıdır. Tekli doymamış yağdır ve omega-3 ün emilimine hiçbir zararı yoktur.

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu