Biyografi

Klodfarer Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Klodfarer kimdir?, Klodfarer kaç yaşında?, Klodfarer evi nerede?, Klodfarer nerelidir? Klodfarer ev adresi?, Klodfarer kaç yaşında?, Klodfarer nerede oturuyor?, Klodfarer nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Klodfarer hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 27.Nisan.187621.Haziran.1957 senesinde doğan Klodfarer şu an için 81 yaşında ve Boğa burcundandır. Klodfarer doğum yeri ise Lyon, FransaParis, Fransa olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Yazar olarak devam ettirmektedir.

Klodfarer Kimdir? – Klodfarer Evi Nerede? – Klodfarer Nerede Oturuyor?

Klodfarer Kimdir?, evi nerede?

Türk dostu Fransız yazar.

Klodfarer, 27 Nisan 1876 tarihinde Lyon, Fransa’da doğmuştur. Claude Farrère, asıl adı Charles Frederick Bargone’dır. Babası, Fransa ordusunda bir deniz albayı idi. Klodfarer de Deniz Okulu’nu bitirdikten sonra 18 yaşında iken 1894 senesinde Deniz Akademisi’ne girdi. 1899 senesinde teğmenliğe terfi etti. 1918 senesinde kaptan olan Klodfarer, yazar olabilmek için binbaşı rütbesindeyken ordudan 1919 senesinde istifa etti.

Klodfarer, 1905 senesinde yazdığı Uygar adlı romanla, Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Sık sık Türkiye, Saygon gibi egzotik yerlere seyahatlere çıktı.

1920 senesinde Fransız devlet tiyatrosu Comédie Française artistlerinden ve kendisinden biraz yaşlı olan Henriette de Rogers ile evlendi.

Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sürecinde, Türkiye‘ye cephe alan kendi ülkesi Fransa‘ya karşı Türkiye‘yi destekleyen yazılar yazdı. Turgut Özakman‘ın “Şu Çılgın Türkler” adlı romanında da adı geçen Claude Farrère, Türklere olan sevgi ve ilgisiyle, Kurtuluş Savaşı sürecinde Mustafa Kemal Paşa’yı destekledi. Atatürk‘e olan hayranlığını sözlerine ekledi. Kurtuluş Savaşı esnasında da Türkiye’yi ziyaret eden Klodfarer 18 Haziran 1922 tarihinde İzmit’te Mustafa Kemal Paşa ile de görüştü.

1935 senesinde Fransız Akademisi kullanıcı hesabıne seçildi. “Les Civilisés” (Uygarlaşanlar, 1905) ve “La Bataille” (Savaş, 1909) adlı romanlarıyla üne kavuştu. İki kez Türkiye’ye geldi. Türkiye ile alakalı yapıtları içerisinde “Les Quatre Dames d’Angora” (Ankaralı Dört Bayan, 1933), “Roxelane”, “La Dernière Porte” (Son Kapı, 1951) sayılabilir.

Claude Farrère’in otuz kadar eseri mevcuttur; bunların çoğu roman, bir kısmı hikâye ve seyahat notları, iki tanesi piyestir. Başlıcaları şunlardan oluşmaktadır : Les Civilisés, L’Homme qui Assassina, La Bataille, Les Petites Alliées, La Dernière Déesse, Le Dernier Dieu, Les Condamnés à Mort, Thomas L’Agnelet, La Marche Funèbre, Les Hommes Nouveaux .

Claude Farrère’in mevzularını Türkiye‘den ve Türk tarihinden aldığı eserler L’Homme qui Assassina, yani Öldüren Adam, L’extraordinaire Aventure d’Achmet Pacha Djémaleddine, yani Ahmed Cemaleddin Paşa‘nın Harikülâde Maceraları, Roxelane, yani Hürrem Sultan, Les Quatre Dames d’Ankara, yani Ankara’nın Dört Hanımı ismini taşır. Claude Farrère küçük hikâyelerini bile dostlarına, ünlü şahsiyetlere ithaf etmeyi âdet edinmiştir; böylece sevgi ve sadâkatini belirtmiş, kendisini daima sevdirmiştir.

Fantastik öyküler de yazan Klodfarer, Japonya‘ya bağımsız bir yazar olarak davet edildi. 1922 senesinde İstanbul‘da Sultanahmet’te bir caddeye adı Klodfarer olarak Türkçe okunuşuyla verilmiştir.

Klodfarer İstanbul’a ilk olarak 1902 senesinde Pierre Loti‘nin kaptanı olduğu bir gemiyle geldi. Burada 2,5 yıl görev yaptı. Türkiye‘yi çok sevdi ve buraya bağlandı. Ardından 1908 senesinde 1922 ve 1936 senesinde tekrar geldi. 1939 ve 1950 senelerında Türkiye’yi iki kez daha ziyaret etti.
Hem Osmanlı, hem de cumhuriyet zamanında toplam 11 defa Türkiye’yi ziyaret etti. II. Meşrutiyet esnasında da İstanbul’da bulundu ve 1910 senesinde Osmanlı Devleti tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi.

Klodfarer, 21 Haziran 1957 tarihinde Paris, Fransa’da 81 yaşında ölmüştür.

Birinci Dünya savaşında, Osmanlı İmparatorluğu, Fransa ve İngiltere’ye karşı savaşırken, Claude Farrère Fransız donanmasında hizmette yer alıyordu. Paris o zaman Türk düşmanlarının merkezi haline gelmişti. Sık sık toplantılar yapılıyor, gazetelerde gayet sert yazılar çıkıyordu; bunlarda Türklerin imha edilmeleri, hiç olmazsa Orta Asya’ya sürülmeleri şeklinde iddialar ortaya atılıyor, Hıristiyan taassubu bu hareketleri körüklemekten geri kalmıyordu.

1917 de Paris’in büyük konferans salonlarından birinde yine toplantı vardı; o sırada Claude Farrère sırtında Fransız deniz subayı üniforması, göğsünde Légion d’Honneur ve Osmanlı hükümeti tarafından verilen Mecidî nişanı bulunduğu halde içeri girdi. Aşağı yukarı şöyle konuştu :
«Türkler bizim tarihî dostlarımızdır; cesur, faziletli, yüksek kalpli insanlardır. Dört asır evvel büyük ve muhteşem Türk hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Fransa Kralı I. François‘ esaretten kurtarmak için harekete geçmiş, Fransa’nın selâmeti için Şarlken’e harb açmıştır. Amiral Barbaros Hayreddin Paşa’nın komutasındaki donanma, Fransız donanmasıyla beraber Nis şehrini kuşatmış, İspanyollarla savaşmıştır. O zamandan beri daima Türklerden son derece dostluk gördük, bir çok defalar silâh arkadaşlığı ettik. Bu defa talih bizi yüz yüze getirdi; düşünmeliyiz ki, onlar yalnızca vatanlarını ve hürriyetlerini müdafaa ediyorlar. Türklere karşı olan sevgimiz ve dört asırlık iyi münasebetlerimiz asla sarsılmamalıdır. Türk milleti dünyanın en asil milletlerinden biridir.»
Hizmette olan bir Fransız subayının kendi hükümetiyle harp halindeki bir milleti sırtında üniforma ile müdafaa etmesi göz alıcı bir medenî cesaret ve yüksek bir faziletti. Salondakiler Claude Farrère’i ayakta alkışladılar.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu