Biyografi

Kral Hüseyin Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Kral Hüseyin kimdir?, Kral Hüseyin kaç yaşında?, Kral Hüseyin evi nerede?, Kral Hüseyin nerelidir? Kral Hüseyin ev adresi?, Kral Hüseyin kaç yaşında?, Kral Hüseyin nerede oturuyor?, Kral Hüseyin nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Kral Hüseyin hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 14.Kasım.193507.Şubat.1999 senesinde doğan Kral Hüseyin şu an için 64 yaşında ve Akrep burcundandır. Kral Hüseyin doğum yeri ise Amman, ÜrdünAmman, Ürdün olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Devlet Başkanı olarak devam ettirmektedir.

Kral Hüseyin Kimdir? – Kral Hüseyin Evi Nerede? – Kral Hüseyin Nerede Oturuyor?

Kral Hüseyin Kimdir?, evi nerede?

Eski Ürdün Kralı

Kral Hüseyin, 14 Kasım 1935 tarihinde Amman, Ürdün’de doğmuştur. Tam adı Hüseyin bin Talal’dır. Babası Kral Talal, annesi Zeyn el-Şeref bint Talal’dır. Kral Hüseyin, Amman’daki ilk tahsilinin sonrasında o dönem halen krallık olan Mısır’ın İskenderiye şehrindeki Victoria College’de okudu. Buradaki eğitiminin bitirdiktan sonra da bu kez Birleşik Krallık’a geçerek önce bir süre Harrow School’a ve devamında da Kraliyet Askeri Akademisi’ne (Royal Military Academy Sandhurst) devam etti.

Hüseyin bin Talal (Kral Hüseyin) genç yaşta iyi bir eğitimden geçerek ülkesine döndüğünde, Ürdün artık bağımsız olmuş, dedesi Abdullah emirlikten krallığa terfi etmiş, 14 Mayıs 1948‘de İsrail’in kurulduğunun resmen ilan edilmesiyle başlayan savaşın neticesinde da Kudüs’ün batısı İsrail tarafından işgal edilmişti. Hüseyin’in veliaht olan babası Talal ve küçük oğlu Naif’e pek güvenmeyen Abdullah, torununun gelişimine ayrı bir önem gösterdi ve onu hemen hemen hiçbir zaman yanından ayırmadı.

Kimi zaman yabancı devlet adamlarıyla yapılan toplantılara dahi katılan genç Hüseyin, öte yandan İngilizce konuşamayan dedesinin tercümanlığını üstlenirken öte yandan da üst düzey ülkeler arası görüşmelere dair gözlem yapma şansı buldu. Dedesi Kral Abdullah, 20 Temmuz 1951 günü Mescid-i Aksa’da, Kıble Mescidi’ndeki cuma namazı esnasında vurularak yaşamını kaybettirüldüğünde Hüseyin yine onun yanı başındaydı. Dedesiyle geçirdiği kısa, yoğun ve kanlı bu zaman içinde edindiği tecrübeler, Hüseyin’in tahta oturduktan sonra izleyeceği siyaset üzerinde epeyce etkili oldu.

Dedesi Abdullah yaşamını kaybettirüldükten ortalama iki ay sonra babası Talal, 6 Eylül 1951’de Ürdün’ün yeni kralı olarak tahta oturmasıyla birlikte Hüseyin veliaht prens ilan edildi. Hüseyin bu sürede yeniden İngiltere’ye döndü ve Kraliyet Askeri Akademisi’ndeki eğitim hayatına devam etti. Kral Talal’ın evvelden beri sergilediği anormal davranışlar, Abdullah’ın uğradığı suikastın da etkisiyle şizofreni alametlerine dönüştü.

Bir süre gözlem altında tutulan Kral Talal’ın artık görev yapamayacağına kani olan doktorların verdiği raporla harekete geçen Ürdün Parlamentosu, 11 Ağustos 1952 tarihinde ülkenin artık yeni bir kralı olduğu ilan etti. Aynı gün annesiyle birlikte Lozan’da bulunan Hüseyin, kral olduğu haberini “Majesteleri Kral Hüseyin’e” notuyla gönderilen bir telgrafla öğrendi. Sabık Kral Talal, nasıl tedavi edileceğine devam edilmesi için İstanbul’a gönderilecek ve yaşamını kaybettiği 7 Temmuz 1972 tarihine kadar da buradaki bir klinikte kalacaktı.

Kral ilan edildiğinde reşit olmayan Kral Hüseyin, başbakan, senato başkanı ve temsilciler meclisi başkanından oluşan üç kişilik bir konseyin naipliğinde görevine başladı. Birkaç ay devam eden bu kısa dönemin sonrasında 2 Mayıs 1953 tarihinde, Irak tahtında oturan kuzeni Kral II. Faysal’la aynı gün gerçek manada kral oldu ve Ürdün’ün kontrolünü tamamıyla eline aldı.

Ancak 18 yaşındaki Kral Hüseyin’in önünde bi hayli zorlu bir zaman vardı: 1948 sonrası ülkesine akın eden Filistinlilerin durumu, Mısır’da gerçekleşen “Hür Subaylar Darbesi” sonrası krallığın ortadan kaldırılmasıyla artan Pan arabizm hareketleri, hemen yanı başındaki İsrail varlığı, Suların bir türlü durulmadığı Irak, Suriye ve Suudi Arabistan’la yürütülecek komşuluk ilişkileri gibi birden fazla sorun, halen 18’ini doldurmamış bu yeni kraldan çözüm bekliyordu.

Kral Hüseyin, kral olduktan sonraki niyabet zamanında İngiltere‘de Sandhurst’teki eğitim hayatına devam etti.

Kral Hüseyin ve kuzeni II. Faysal, Mısır ve Suriye’nin birleşmesiyle kurulması hedeflenen Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin tetikleyeceği poblemleri bertaraf etmek üzere 1958’in ilk günlerinde harekete geçtiler ve Şubat ayının ortalarında, Haşimiler tarafından yönetilen Irak ve Ürdün’ün Arap Federasyonu çatısı altında bir araya geldiği ilan edildi. Ancak bu hamleyle ülkelerinin sokaklarında yankılanan Panarabist söylemlerin dozunu düşürmeyi amaçlayan genç krallar, istediklerini alamadı.
Kral Hüseyin ve Kral II. Faysal, Cemal Abdünnasır‘ın Birleşik Arap Cumhuriyeti’ne karşı Arap Federasyonu’nu hayata geçirmişlerdi.

Irak Ordusu içindeki Cemal Abdünnasır hayranı askerler, 1958 yazında düğmeye bastı ve 14 Temmuz 1958’de gerçekleştirilen kanlı darbeyle Irak’taki krallık devrildi, Kral II. Faysal ve ülkedeki üst düzey birden fazla isim yaşamını kaybettirüldü. Darbenin hemen bir hafta sonrasında da Arap Federasyonu’nun dağıldığı ilan edildi. Dedesinden sonra kuzeninin başına gelenler de Kral Hüseyin için bi hayli etkili oldu ve hiçbir zaman aklından çıkmadı.

60’ların ikinci yarısında Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’ın İsrail’i ortadan kaldırarak bütün Arapların tartışmasız önderi olma hayali, bölgeyi yeni bir çatışmaya sürükledi. 30 Mayıs 1967 tarihinde Kahire’ye giderek Cemal Abdünnasır’la bir savunma anlaşması imzaladı.

5 Haziran 1967 sabahı İsrail uçaklarının baskınına uğrayan Mısır Hava Kuvvetleri tarumar oldu ve mecburen savaşa sürüklenen Ürdün de hiçbir varlık gösteremedi. Tarihe “Altı Gün Savaşı” olarak geçen savaş bittiğinde Mescid-i Aksa’yı da içinde bulunduran Doğu Kudüs ve Batı Şeria, İsrail’in işgaline uğradı. Hüseyin, “Aksa’yı kaybeden kral”dı artık.

Altı Gün Savaşı’nın sonrasında savaştan kaçarak Ürdün’e sığınan Filistinli mültecilerden bir kısmı, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında silahlı eğitimler alarak, İsrail’e karşı bir gerilla mücadelesi başlattı. Bu durumun ülkesi adına tehlike oluşturduğunu düşünen Hüseyin, Filistinlilere karşı hareket edince bu kez kendisi hedef halini aldı ve Ürdün sokaklarında silah sesleri yankılanmaya başladı.

6 Eylül 1970 günü Filistinli gruplar tarafından kaçırılan üç İngiliz uçağı Ürdün’deki Azrak Havalimanı’na indirildi ve bölge “kurtarılmış” ilan edildi. Filistinli grupların bu faaliyetlerinden rahatsız olan Kral, onlara boyun eğdirmek için 1970’in eylül ayında askeri bir bastırma operasyonu planladı. Hüseyin ve FKÖ Lideri Yaser Arafat, 27 Eylül’de Cemal Abdünnasır’ın arabuluculuğunda bir araya gelse de olaylar yatışmadı.

Pakistan’dan yardım isteyen Kral Hüseyin, destek için gelen Tuğgeneral Ziya Ül Hak’ın komutasındaki kuvvetlerle birlikte, ortalama iki yıl boyunca Filistinlilerle mücadele etti. Ürdün yakın tarihinde “Kara Eylül Olayları” olarak anılan olaylar 1971 Temmuz’unda tamamiyle yatıştığında, FKÖ, merkezini Amman’dan Beyrut’a taşıdı; Kral Hüseyin’in emriyle başlatılan operasyonlardaysa en az 25 bin Filistinli yaşamını kaybetti.

1973’ün ekim ayında Mısır ve Suriye, İsrail’e karşı yeni bir savaşa giriştiğinde Kral Hüseyin’in olanlardan haberi yoktu. Eylül ayında İsrail Başbakanı Golda Meir ile gizli görüşmeler yaptığı İsrail basını tarafından açıklanan Kral, diğer Arap ülkelerine karşı zor durumda kaldı ve Yom Kippur Savaşı başladıktan bir hafta sonra, Golan Tepeleri’ndeki Suriye birliklerine destek olmaları için askerlerini bölgeye sevk etti. Hüseyin, bu savaşın sonrasında daha dengeli politikalar izlemeye gayret etti ve ülkesinin ekonomisini ayakta tutmaya çalıştı. Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap ülkeleri ve Batılı bazı devletlerle iyi ilişkiler kurarak mali kaynak oluşturmaya çabaladı.

İzlediği denge politikalarının karşılığını içeride sağladığı hakimiyet ve bir nebze olsun huzurlu ortamla alan Kral Hüseyin, 80’li senelerın sonuna gelindiğinde, Batı Şeria hususunda da yeni bir sayfa açtı. Aralık 1987’de Birinci İntifada’nın patlak vermesinin üzerinden ortalama iki yıl geçtikten sonra, Hüseyin, Batı Şeria üzerindeki hakkından ve bölgede yaşayan Filistinlileri Ürdün’ün temsil ettiği iddiasından vazgeçti.

Kral Hüseyin, Körfez Savaşı’nda Irak karşıtı cephede yer almadı ve Saddam Hüseyin lehine arabuluculuk girişimlerinde bulundu. Irak Cumhurbaşkanı’nın tüm uyarılara rağmen Kuveyt’i ilhak ettiğini ve artık buradan dönüş olmayacağını ilan etmesinin sonrasında tüm çabaları boşa giden Kral Hüseyin, adeta ortada kaldı. Birçok ülkenin tepkisiyle karşılaşan Kral’ın ülkeler arası saygınlığı büyük zarara uğradı.

ABD Başkanı Bill Clinton’ın da devreye girmesiyle yapılan müzakereler sonunda 25 Temmuz 1994’de Beyaz Saray’da bir araya gelen Kral Hüseyin ve dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin, kalıcı barışa giden yolun belirleyicisi niteliğindeki Washington Bildirgesi’ni imzaladılar. Dört ay boyunca devam eden görüşmeler neticesinde 26 Ekim 1994’de Ürdün ve İsrail içindeki barış anlaşması resmen imzalandı.

1998 Mayıs’ında sağlık poblemleri baş gösteren Kral Hüseyin, geçtiği kontroller sonunda kanser olduğunu öğrendi. 6 ay boyunca ABD’de kemoterapi nasıl tedavi edileceği gören Kral, 1999’un ocak ayında ülkesine döndü. 24 Ocak 1999’da, 1965’den beri veliaht prens olan kardeşi Hasan bin Talal’i azletti ve bir gün sonrasında da oğlu Abdullah’ı (Kral II. Abdullah) bu vazifeye getirdi.

Kral Hüseyin, 7 Şubat 1999 tarihinde Amman, Ürdün’de 64 yaşında ölmüştür. Kendisinden önceki krallar Abdullah ve Talal’in de kabirlerinin bulunduğu Raghadan Sarayı’ndaki kraliyet mezarlığına toprağa verildi.

Henüz 20 yaşında yaşamını birleştirdiği ve ilk çocuğu Prenses Aliye’nin annesi olan Dina binti Abdulhamid’le yalnızca iki yıl evli kaldı ve çift, Haziran 1957’de boşandı.

Dört yıl sonra İngiliz Antoinette Avril Gardiner’le 25 Mayıs 1961 tarihinde evlenen Kral’ın, evlilik sonrası Müslüman olarak Muna ismini alan prensesten Abdullah (Kral II. Abdullah), Faysal, Ayşe ve Zeyn adlarında dört çocuğu daha dünyaya geldi.

Kral Hüseyin, 11 yıl devam eden bu evliliğin sona ermesinden yalnızca üç gün sonra, 24 Aralık 1972’de bu kez Aliye Bahaeddin Tokan ile dünya evine girdi. Dört yıldan biraz uzun süren evlilik, öncekilerden farklı olarak, Kraliçe’nin 9 Şubat 1977’de yaşamını kaybetmesiyle bittiğinde, Prens Ali ve Prenses Haya da aileye katılmış ve kardeş sayısı yediye yükselmişti.

Kral Hüseyin, son evliliğini 15 Haziran 1978’de, Hıristiyan Arap bir baba ve İsveç asıllı bir annenin kızı olan Lisa Necib Halaby ile yaptı. Amerika’da doğup büyüyen Lisa, Ürdün’e kraliçe geldikten sonra Müslüman olarak Nur ismini aldı ve Kral’ın yaşamını kaybettiği Şubat 1999’a kadar yanında oldu.

Bu evlilikten dünyaya gözlerini açan Hamza, Haşim, İman ve Raye ile birlikte 11 çocuk sahibi olan Hüseyin, krallığını devredeceği isim olarak sa en büyük oğlunu seçti. Babasının, ölümünden yalnızca birkaç gün önce veliaht prensliğe getirdiği (Kral II. Abdullah), 7 Şubat 1999 tarihinde yeni kral ilan edildi.

Eşleri :
Şerife Dina bint Abdülhamid
Muna el-Hüseyin
Aliya Bahaeddin Tokan
Lisa Halaby

Çocukları :
Prenses Aliya (d.1956 )
Prens Abdullah (Kral II. Abdullah) ( d.1962 )
Prens Faysal ( d.1963)
Prenses Ayşe (d.1968)
Prenses Zeyn (d.1970)
Prenses Haya (d.1973)
Prens Ali (d.1975)
Prens Hamza (d.1977)
Prens Haşim (d.1980)
Prenses iman (d.1983)
Prenses Raye (d.1986)

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu