Biyografi

Marie Curie Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Marie Curie kimdir?, Marie Curie kaç yaşında?, Marie Curie evi nerede?, Marie Curie nerelidir? Marie Curie ev adresi?, Marie Curie kaç yaşında?, Marie Curie nerede oturuyor?, Marie Curie nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Marie Curie hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 07.Kasım.186704.Temmuz.1934 senesinde doğan Marie Curie şu an için 67 yaşında ve Akrep burcundandır. Marie Curie doğum yeri ise Varşova, PolonyaSavoy, Fransa olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise Fizikçi olarak devam ettirmektedir.

Marie Curie Kimdir? – Marie Curie Evi Nerede? – Marie Curie Nerede Oturuyor?

Marie Curie Kimdir?, evi nerede?

Marie Curie, asıl adı Manya Skłodowska olan ve Madam Curie olarak da tanınan, Polonya asıllı Fransız fizikçi, radyoloji biliminin kurucusu, radyo aktivitenin öncülerinden. 1903’de Nobel Fizik Ödülü‘ne ve 1911’de de Nobel Kimya Ödülü‘ne layık görülen Curie, tarihte iki Nobel Ödülü’ne sahip ilk kişidir.

7 Kasım1867 tarihinde, Polonya’nın Varşova kentinde dünyaya gözlerini açan Marie Curie, ilk öğrenimini, ablası Brenya ve öğretmen anne babasından aldı. 15 yaşındayken liseyi sınıf birincisi olarak bitirdi fakat Rus yönetimi altında olan Varşova’da üniversiteye girmesine izin verilmemesi sebebiyle, birkaç sene devlette çalışan Curie nihayetinde, ParisSorbonne‘da tıp eğitimi alan ablası Brenya’nın yardım etme talebi üzerine, 1891 senesinde Paris’e gitti. Burada Paul Appel, Gabriel Lippmann ve Edmond Bouty’nin derslerini takip etmeye başlayan Curie, bunun yanında dönemin, Jean Perrin, Charles Maurain ve Aime Cotton gibi ileri gelen bilim adamlarıyla da tanışma fırsatı buldu.

Ablasının yanında zorluklar ve sefalet içinde geçirdiği iki yılda sınıf birincisi olarak fizik derecesini alan Curie, Lippmann’ın araştırma laboratuvarında çalışmaya başladı. 1894 senesinde ikincilikle matematik lisansını da almasının sonrasında, aynı senenin baharında, kardeşi Jacques ile piezoelektriki keşfeden 35 yaşındaki Pierre Curie ile tanıştı. O zamanda Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanı olan Pierre ile ortak yönleri ve ilgi alanlarının da katkısıyla birbirlerine ilgi duymaya başlamalarının sonrasında, 25 Temmuz1895‘te evlendiler. Bu tarihten beri Manya Skłodowska yerine Marie Curie adını aldı.

1896 senesinde öğretmenlik diplomasını almasının sonrasında takip eden sene, bundan öncekilerde Henri Becquerel tarafından açıklamalan, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışını ayrıntılı olarak incelemeye başlayan fakat, Eylül1897‘de ilk kızı Irene dünyaya gelince çalışmalarına ara vermek zorunda kalan Curie, 1898 başlarında çalışmalarına hız vererek toryumun da bu ışınları yaydığını farketti. Bu sunucun elde edilmesinin sonrasında Pierre de kendi çalışmalarına ara vererek Marie’ye yardım etmeye başladı.

Temmuz1898‘de, yeni bir radyoaktif element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından yaşanan polonyumu bulduklarını duyuran Curie çifti, Eylül 1898’de de Fransız kimyacı Eugene Demarçay‘ın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu açıkladılar.

Haziran 1903’te, doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora ünvanı alan ilk kadın olan Marie, Pierre ile birlikte Kraliyet Davy Madalyası‘nı kazandı. Aynı sene kocası ve Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülü‘nü alarak, tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu.

Pierre’in Sorbonne’da öğretmenliğe başladığı 1904 senesinde, Marie de Sevr‘deki bir kızlar okulunda fizik öğretmenliği yapıyordu. O yılın sonlarına doğru, ikinci kızları Eve dünyaya geldi. Marie ve Pierre’in radyasyon kaynaklı rahatsızlıklarının da başgösterdiği bu zaman içinde artık radyumun dokuya verdiği zarar, araştırmacılar tarafından kabul edilmeye başlanmıştı. Bu fikir zamanla, radyumun tesirinin, kötü dokulara uygulanarak tedavide kullanılabileceği düşüncesini de doğurmuş, Kanada’lı mucit Alexander Graham Bell, kanserin nasıl tedavi edileceği için tümöre radyum verilmesini önermişti.

19 Nisan1906 tarihinde, Pierre Curie’nin bir at arabasının çarpması sonucu yaşamını kaybetmesinin sonrasında iki çocuğu ile dul kalan Marie,aynı sene 13 Mayıs‘ta kocasının ölümü ile boşalan profesörlüğe tayin edildi ve Sorbonne’daki ilk kadın profesör oldu. 1908 senesinde, profesörlüğe devam etmesine karşın, bürokratik çalışmalardan uzaklaşan Curie, 1910 senesinde radioaktivite üzerindeki en mühim çalışmasını yayımladı.

1911’de Stockholm, İsveç’te, saf radyum ve ana vatanına ithaf ederek adlandırdığı polonyumun keşfi ve araştırılmasındaki rolünden ötürü Nobel Kimya Ödülü’nü aldı. Ödül törenindeki konuşmasında, Pierre Curie’nin yardımlarından da bahsederek, radyoaktivitenin atomun bir özelliği olduğu hipotezinin kendi çalışması olduğunu açıkladı.

Önemli başarılarına karşın, bazen kişisel saldırılara maruz kalan Curie, bunlardan ilkini, tümü erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademisi, bir oyla kullanıcı hesabıni reddedince yaşadı. Bir diğeri de, Paul Langevin ile içerisinde aşk ilişkisi olduğuna dair dedikodularun yayılmaya başlamasıydı. Evli ve Pierre Curie’nin yakın dostu olan Paul Langevin ile Marie içindeki bu dedikodunun gazetelere Langevin skandalı olarak yansıması Curie’nin ikinci Nobel Ödülü’nü bile gölgede bıraktı. Daha sonra Langevin’in gazetenin editörünü halkın önünde yapılacak münazaraya davet etmesi ve editörün geri atmasıyla konu kapandıysa da Curie, psikolojik buhrana girdi.

1914 senesinde Paris Üniversitesi‘nde kurulan Radyum Enstitüsü’nün ilk müdire olarak atanan Curie, I. Dünya Savaşı esnasında, daha sonra 1935’de Nobel Kimya Ödülü’nü alan kızı Irene ile birlikte, genç kadınlara x ışını teknolojisini öğretirken, fizik tedavi uzman kişilerına da savaş ortamında radyoloji teçhizatını nasıl kullanacaklarını gösterdiler.

1920‘li senelerda çalışmalarını sürdüren Curie, Varşova’daki Radyum Enstitüsü’nün kurulmasında mühim role sahipti. Curie, 1921 senesinde, iki kızının eşliğinde, Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyatette Başkan Herber Hoover‘ın kendisine verdiği 50.000 dolar ödülle Varşova’da yeni kurulan laboratuvara radyum aldı.

Belçika, Brezilya, İspanya ve Çekoslovakya’da konferanslar veren ve Milletler Birliği tarafından Uluslarası Bilimsel İşbirliği Komisyonu’na üye seçilen Curie bunun bunun yanında, Paris’teki, Curie Vakfı’nın gelişmesine ve 1932’ de yöneticiliği ablasına verilen Radyum Enstitüsü’nün açılışına şahit oldu.

4 Temmuz1934 tarihinde, Fransa’nın Savoy kentindeki Sancellemoz sanatoryumunda lösemiden ölen Curie’nin hastalığı daha sonra, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. Bu sebeple “bilim için ölen kadın” olarak bilinen Curie’nin adı, radyokativite birimine verildi.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün