Biyografi

Sezai Karakoç Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Sezai Karakoç kimdir?, Sezai Karakoç kaç yaşında?, Sezai Karakoç evi nerede?, Sezai Karakoç nerelidir? Sezai Karakoç ev adresi?, Sezai Karakoç kaç yaşında?, Sezai Karakoç nerede oturuyor?, Sezai Karakoç nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Sezai Karakoç hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 22.Ocak.1933 senesinde doğan Sezai Karakoç şu an için 88 yaşında ve Kova burcundandır. Sezai Karakoç doğum yeri ise Ergani, Diyarbakır olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise ŞairYazarSiyasetçi olarak devam ettirmektedir.

Sezai Karakoç Kimdir? – Sezai Karakoç Evi Nerede? – Sezai Karakoç Nerede Oturuyor?

Sezai Karakoç Kimdir?, evi nerede?

Şair Sezai Karakoç, bunun yanında 2007 senesinde kurulmuş olan Yüce Diriliş Partisi’nin kurucusu ve başkanıdır.

Sezai Karakoç, 22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır ilinin ilçesi Ergani’de dünyaya geldiğu gözükmekle beraber gerçekte doğum gününün mayıs içinde olduğu söylenmektedir. Emine Hanım ve Yasin Bey’in oğlu olarak dünyaya geldiğinde ailesi, ona “Muhammed Sezai” adını verdi. Ancak bu isim Nüfus Müdürlüğünde yaşanan bir yanlışlık sonrasında “Ahmet Sezai” olarak kayıt edildi. Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçti. 1938’de Ergani’de, 3 aylık ilkokul öncesi ihtiyat sınıfı ile eğitim hayatına başladı. İlkokulu 1944 senesinde Ergani’de bitirdi. Daha sonra Maraş Ortaokulu’na parasız yatılı olarak okudu ve 1947 senesinde burayı bitirerek Gaziantep‘te yine parasız yatılı lise öğrenimine devam ederek. Gaziantep Lisesi’nden 1950 senesinde mezun oldu. Ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955 senesinde fakültenin mali şubesinden mezun oldu.

Sezai Karakoç, şiirler yazmaya genç yaşta başlamıştı. Ardından şiirle alakalı görüşlerini yazmaya başladığında şiir anlayışını da yazdı. Hatta bu husustaki düşüncelerini içeren 3 kitaba, “Edebiyat Yazıları” adını verdi.

Üniversiteden mezun olduktan sonra mecburi hizmeti için Maliye Bakanlığı’nda Hazine Genel Müdürlüğü dış tediyeler muvazenesi bölümüne atandı. Daha sonra maliye müfettişliği sınavını kazanarak, 11 Ocak 1956 tarihinde müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 senesinde İstanbul‘da gelirler kontrolörü görevine getirildi. Bir ara Ankara‘ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi’nde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul’daki görevine döndü.

1960 – 1961 senelerında yedek subay olarak Ankara ve Ağrı’da yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965’ten 1973’e kadar bir çok kez istifa etti. 1973’ten beri da hiçbir resmi görev almadı.

Sezai Karakoç, lise senelerında 16 yaşında iken Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu’yu takip ettiği zamanlardı. Bir gün, cesaret edip Necip Fazıl Kısakürek’e bir mektup yazdı ve içine Mehmet Levendoğlu imzasıyla yazdığı “Sabır” adlı şiirini de ekledi. Dergiye gelen 300 şiir içerisinden Sezai’nin “Sabır” şiiri seçildi ve dergide yayımlandı.

Sezai Karakoç’u dostu Cemal Süreya, ona, yarattığı mistik şiir tarzından ötürü “Sezo” diyordu ve onu,“Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek karışımı şair” olarak tanımlıyordu. Düşüncesi, yaşam tarzı ve şiirleri ile Türk şiirinin yaşayan efsanesi oldu.

Sezai Karakoç, özellikle Monna Rosa adlı şiiri ile birlikte anılmaktadır.

Sezai Karakoç, İstanbul’da 1960 yılı Nisan ayında Diriliş Dergisi/Gazetesini çıkarmaya başladı ve 1974 senesinde da “Diriliş Yayınları” Yayınevini kurmuştur. Sezai Karakoç, 1961 – 1964 senelerı içerisinde Pazar Postası, Yeni İstiklal dergilerinde; 1964 – 1967 senelerı içerisinde Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu Dergisi’nde, şiir, eleştiri ve denemelerini yayımladı.

Sezai Karakoç, 1990 senesinde “güller açan gül ağacı” amblemiyle Diriliş Partisi‘ni kurdu. Yedi yıl partinin genel başkanlığını yürüttü. Ancak bu parti 19 Mart 1997‘de art arda iki defa genel seçime girmediği için kapatıldı. Bu partinin devamı niteliğinde 2007 senesinde Yüce Diriliş Partisi‘ni kurdu ve halen partinin genel başkanlık görevini yürütmektedir. 2007 senesinin nisan ayından beri her cumartesi akşamı, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda değerlendirme konuşmaları yapmaktadır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmaktadır.

1968’de, MTTB Milli Hizmet Madalyası; 1970’de, Sürgün Macar Yazarlar Gümüş Madalya Ödülü; 1982’de, Yazarlar Birliği Hikaye Ödülü; 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü; 1991’de de Dünya Kültür ve Sanat Akademisi Ödülleri’ni layık görüldü. Ancak Sezai Karakoç, bu ödüllerin hiçbirini kabul etmedi. 2006’da, Sezai Karakoç, Kültür Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık görüldü. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işleri için harcanmasını, diğer kısmının sa açıkladıği adres gönderilmesini rica ettiğini açıklayan bir mektup yazdı. 2011 senesinde Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü fakat kendisine verilen plaket ve para ödülünü reddederek bu ödülü almaya gitmedi.

Sezai Karakoç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Cemal Süreya sınıf arkadaşı idi. Aynı sınıfta olan Muazzez Akkaya adındaki kıza aşık olmuştu ve ona ithafla Mona Rosa adlı şiirini akrostişli yazmıştır.

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya çok iyi iki dosttu ve bir dönem işleri gereği farklı şehirlerde yaşamaları gerekti. Fikir paylaşımlarını mektuplaşarak sürdürmeye sürüyorlardı. Ne zaman yeni bir şiir yazsalar, hemen bir mektubun ucuna iliştirilip paylaşılıyor ve yorumlanıyordu. Bir gün, Sezai, Cemal Süreya’ya, “Balkon” adını verdiği şiirini gönderdi. Cemal Süreya şiire hayran kalmıştı. Dayanamamıştı ve sonuç olarak birkaç gün sonra Pazar Postası adlı dergi Sezai Karakoç’un önündeydi. Dergide Cemal Süreya’ya mektubundan pasajlarla birlikte Balkon şiirini de gördü. Cemal Süreya’nın yaptığı karşısında öfkesi çok büyüktü Sezai Karakoç’un. Hemen kaleme kağıda sarıldı ve çok sert bir mektup yazdı arkadaşına. Ancak birkaç gün sonra mektup kendisine geri döndü. Öfkesinden Cemal Süreya’nın adresini eksik yazmıştı.
Bir mektup daha yazdı. Cemal Süreya’ya, “Sana çok ağır bir mektup yazmıştım. Kızgınlıkla adresi eksik yazmışım; mektup geri döndü. Bir daha benden habersiz bunu yapma!”diyordu.

Cemal Süreya’nın yaptığı her ne kadar Sezai’yi kızdırsa da yeni yollar açacaktı. Çünkü daha sonra Muzaffer İlhan Erdost, Garip Akımı’na karşıt bir dil oluşturan yeni bir şiir akımının oluştuğunu haber veriyordu ve onun da isim babası Sezai Karakoç olacaktı.“İkinci Yeni” olarak kararlaştırılan akımın şiir üslubunun ise, “Yeni – Gerçekçi Şiir” olarak anılmasını istemişti.

MONA ROSA

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her daim bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve mevcuttur her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma enteresan enteresan göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu