Biyografi

İlhan Selçuk Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

İlhan Selçuk kimdir?, İlhan Selçuk kaç yaşında?, İlhan Selçuk evi nerede?, İlhan Selçuk nerelidir? İlhan Selçuk ev adresi?, İlhan Selçuk kaç yaşında?, İlhan Selçuk nerede oturuyor?, İlhan Selçuk nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için İlhan Selçuk hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 11.Mart.192521.Haziran.2010 senesinde doğan İlhan Selçuk şu an için 85 yaşında ve Balık burcundandır. İlhan Selçuk doğum yeri ise Aydınİstanbul olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise GazeteciYazar olarak devam ettirmektedir.

İlhan Selçuk Kimdir? – İlhan Selçuk Evi Nerede? – İlhan Selçuk Nerede Oturuyor?

İlhan Selçuk Kimdir?, evi nerede?

Türk gazeteci, yazar, Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı. Pazartesi hariç, haftanın 6 günü Pencere isimli köşesinden okuyucusuyla buluşan Selçuk, bunun yanında gazetenin yayın kurulu başkanlığı görevi yaptı. 1963‘den günümüze Cumhuriyet gazetesinde makale yazarlığını sürdüren Selçuk, karikatürist Turhan Selçuk‘un ve grafik sanatçısı Mengü Ertel‘in eşi olan Ülfet Ertel‘in kardeşidir. Orhan Selçuk, Turhan Selçuk, İlhan Selçuk ve Ülfet Selçuk olarak 4 kardeştirler.

1925 senesinde Aydın‘da dünyaya geldi. Annesi Hikmet Hanım, Babası Mehmet Kasım Bey’dir. Babasının tayini sebebiyle Silifke’de başladığı ortaokulu Adana’da bitirdi. Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Abidin Dino ile burada tanıştı. Liseyi Adana’da bitiren İlhan Selçuk, lise senelerında futbola merak sarar. Adana takımlarında bir süre top koşturur. Ancak, tüberküloz hastalığına yakalanınca futbola veda etmek zorunda kalır. 1950‘de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni bitirdikten sonra avukatlık, matbaacılık, dergi ve gazetelerde yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk yazıları 1952 senesinde 41 Buçuk isimli mizah dergisinde yayınlandı.

Okulu bitirdikten sonra Selahattin Hakkı Esatoğlu ile birlikte ortak avukatlık bürosu açarlar. Ancak avukatlık yapmak niyetinde değildir. Bir süre sonra Turhan Selçuk ve ortak dostlarıyla bir mizah dergisi çıkarma hususunda karar alırlar. 1952 senesinde avukatlık yazıhanesini ortağı Esatoğlu’na devrederek derginin çalışmalarına başlar. DP iktidarına karşı muhalefet eden ve ömrü 5 ay sürebilen “41 buçuk”, “çizgiyle mizah” anlayışı dışında başka ilklere de imza atar. Türk basın-yayın tarihinde ilk müstehcenlik davası “41 buçuk” dergisine açılmıştır. Derginin yazı işleri müdürü olması sebebiyle doğal olarak İlhan Selçuk hakkında açılmış bir davadır bu. Türk karikatür kuşağının bütün kabiliyetlerini bir araya getiren “41 buçuk”u kapattıktan sonra yine Turhan Selçuk’la birlikte “Dolmuş” dergisini çıkarır.

Turhan Selçuk, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Hasan İzzettin Dinamo, Ali Ulvi, Çetin Altan, Bedri Koraman, Altan Erbulak, Semih Balcıoğlu, Oğuz Aral, Nehar Tüblek, Ferit Öngören, Eflatun Nuri, Suat Yalaz, Mengü Ertel, Melih Cevdet Anday; gelecekte mizah sanatında her biri bir yıldız olacak isimler ilk kez bu dergide bir araya gelmişti. “Dolmuş”un da ömrü 3 yılı geçemez. “Dolmuş”tan sonra yine ağabeyi Turhan Selçuk ve Aziz Nesin’le “Karikatür” ve “Taş Karikatür” dergilerini çıkardı.

1958 yılına geldiğinde hatırı sayılır bir borç yüküyle dergileri kapatarak askere gitti ve Yedek subay olarak görevini bitirdi.

Gazetecilik mesleğine 1961 senesinde Akşam’da başladı; aynı yıl Tanin’e ve oradan Vatan’a geçti; ertesi yıl Nadir Nadi Abalıoğlu‘nun çağrısı üzerine Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. 1991 senesinden vefatına kadar Cumhuriyet’in başyazarlığını yaptı.

12 Mart Muhtırası’ndan sonra gözaltına alınıp işkence gören gazeteci 1971’de Oktay Kurtböke ile beraber sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı. Selçuk, 12 Mart zamanında “Ziverbey Köşkü”nde yaşadığı sorgulama günleri üzerine açıklamalar yapmayı düşünmediğini belirtse de daha sonra burada yaşadıklarından yola çıkarak köşkün adını taşıyan bir kitap kaleme aldı. Kitapla birlikte Ziverbey Köşkü’nün işkenceleri ilk kez açıkça anlatılmış oluyordu. Selçuk, Köşk’teki işkenceyi ifadesinin içine gizlice yerleştirmişti, yazdığı her cümlenin sondan ikinci kelimesinin baş harfi yukarıdan aşağı sıralandığında “İşkence altındayım” cümlesi okunuyordu.

Selçuk kendisiyle yapılan bir röportajda Ziverbey Köşkü’ndeki “ilişki ağı” hususundaki bir soruyu şu biçimde yanıtlayacaktı:

Erenköy Köşkü Cevdet SunayMemduh TağmaçFaik Türün cuntasının işkence merkeziydi. 12 Mart yapısı içinde özel bir yeri vardı. Çünkü 1. Ordu’nun bulunduğu İstanbul bölgesinde Faik Türün, kendi yetkilerini tercih ederek özel operasyonlar yaptırabiliyordu. Basın da İstanbul‘da olduğuna göre, burada yaşandı bir çok şey. İnsanlar tutuklanmaya, gözaltına alınmaya, kovuşturulmaya başlandı, davalar birbirini izledi. Bu karmaşa içinde aydınlık olan şudur: 12 Mart zamanında Erenköy’de, Ziverbey’de Zihni Paşa Köşkü diye anılan (ya da Ziverbey Köşkü) yerde Faik Türün ve Memduh Ünlütürk buyruğunda bir işkence merkezi kurulmuştur. Bu işkence merkezinde de bir çok aydın tezgahtan geçirilmiştir.” Selçuk, kitapta yaşadığı işkenceyi şöyle anlatıyordu: “Gözlerim bağlı olduğundan hiçbir şey görmüyordum. Birileri beni yere yatırmışlar, çoraplarımı çıkarmışlardı. Ayak bileklerime bir alet geçirilmişti. Bir manivelanın ya da vidanın sıkıştırıldığını duyumsuyordum. Öyle bir an geldi ki, bacaklarımı kıpırdatamaz oldum. Bir yağ mı sıvı mı sürüyorlardı tabanlarıma sonra sopa inip kalkmaya başladı. Kendimi acıya katlanabilir sanırdım (…) fakat falakanın verdiği acı hiçbir acıyla kıyaslanamaz (…) Taa kemiklerine işleyen bir acı duyuyor insan. Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum. Ama sonra kendimi bıraktım; çünkü ne kadar çabalarsan çabala sesine gem vuramıyorsun. Önce hırıltı başlıyor, sonrasında feryada dönüşüyor, hayvanlaşıyorsun. Olayın bir de ruhsal yanı var ki, bedensel acının üstüne biniyor. Kendini aşağılanmış olarak görüyorsun…

İlhan Selçuk, 21 Mart2008 günü saat sabah 04:30 saatleri civarında, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemlerinin uygulamalarına benzer bir halde, halen iddianamesi yazılmamış olan Ergenekon Çetesi operasyonları kapsamı içinde, “Örgüte kayıt olmaksızın örgütün amaçlarını bilerek örgüt adına vazife yüklenmek” gerekçesiyle evine baskın yapılarak gözaltına alındı. Selçuk’un ikametgahının igili makamlarca biliniyor oluşu, 15 senedir devletin Selçuk’a yakın koruma tahsis etmiş olması, yazarın yaşı ve ciddi sağlık poblemleri sebebiyle bu uygulama çeşitli sivil toplum örgütlerince kınandı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, TOBB,
Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği, G-9 Gazeteciler Platformu gibi meslek örgütlerinin bunun yanında DİSK, Birleşik Kamu-İş, Eğitim-İş, TÜMÖD, KESK,
İstanbul Barosu, ÇYDD gibi sivil toplum kuruluşları da bu uygulamaya tepki gösterdi. Selçuk’a birlikte gözaltına alınanlar içerisinde İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhat Bolluk ve gazeteci Adnan Akfırat da bulunmaktaydı.

Ünlü yazar 23 Mart 2008’de savcılıkta ortalama 4.5 saat sorgulandıktan sonra mahkemeye sevkedilmeden serbest bırakıldı. Ancak soruşturma sonuna kadar yurtdışına çıkışı yasaklandı. Sabaha karşı saat 03.00’te adliyeden ayrılıp Cumhuriyet gazetesine giden Selçuk’u hem adliye önünde, hem de gazetede bekleyen sevenleri alkışlarla karşıladı.

Evlilikleri :

1.eşi: 1952 senesinde tanıştığı Mevhibe Beyat ile 1956 senesinde evlendi. 1958 senesinde boşandı.
2.eşi: Handan Gör (e. ?–2001)

21 Haziran 2010 tarihinde İstanbul‘da vefat etti. Vasiyeti üzerine Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi’nde ağabeyi Turhan Selçuk’un yanıbaşında toprağa verildi.

Kitapları :
1967 – Uzak Komşu Rusya’dan Gezi Notları
1969 – Mustafa Kemal’in Saati – Belgesel yazılar
1973/1975 – Yüzbaşı Selahattin’in Romanı (2 cilt)
1976 – Güzel Amerikalı – Gezi notları
1976 – Sovyetler, İran, Amerika İzlenimleri – Gezi notları
1976 – Yeni Kırallar, Yeni Soytarılar – Belgesel yazılar
1981 – Atatürkçülüğün Alfabesi
1982 – Ağlamak ve Gülmek – Belgesel yazılar
1984 – Düşünüyorum Öyleyse Vurun – Belgesel yazılar
1986 – Görülmüştür – Belgesel yazılar
1987 – Ziverbey Köşkü – 12 Mart dönemi tutukluluğu anıları
1988 – Japon Gülü – Deneme
1996 – İskele Sfakat Sol – Sağ – Şeriat
1998 – Enel Hakk’ın Hakkı – Cumhuriyet gazetesinde çıkmış, Alevi-Sünni konularında yazılmış çarpıcı yazıları içermektedir. Bazı Bektaşi Fıkraları ile okuyucu eğlenerek bilgilendiriliyor.

Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu