Biyografi

Johannes Kepler Kimdir? Evi nerede? Nerede oturuyor?

Johannes Kepler kimdir?, Johannes Kepler kaç yaşında?, Johannes Kepler evi nerede?, Johannes Kepler nerelidir? Johannes Kepler ev adresi?, Johannes Kepler kaç yaşında?, Johannes Kepler nerede oturuyor?, Johannes Kepler nerede yaşıyor? gibi sorularınızı yanıtlamak için Johannes Kepler hakkında ayrıntılı bir biyografi sayfasını siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik. 27.Aralık.157115.Kasım.1630 senesinde doğan Johannes Kepler şu an için 59 yaşında ve Oğlak burcundandır. Johannes Kepler doğum yeri ise Württemberg, AlmanyaAvusturya olarak bilinmektedir. Meslek yaşamını ise FizikçiMatematikçi olarak devam ettirmektedir.

Johannes Kepler Kimdir? – Johannes Kepler Evi Nerede? – Johannes Kepler Nerede Oturuyor?

Johannes Kepler Kimdir?, evi nerede?

Johannes Kepler, Dünya’nın ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında döndüğünü bulan Alman bilim adamı. Gözün ve teleskopun çalışmasını inceleyerek kendi adıyla anılan teleskopu geliştirdi.

27 Aralık1571‘de, Wiel der Stadt, Württemberg, Almanya’da, yoksul bir paralı asker ve bir hancının kızının çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan Kepler, dört yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığının sonrasında çeşitli sağlık poblemleri yaşadı. Hastalık sebebiyle gözleri bozulan ve ellerinde sakatlıklar oluşan Kepler’in ailesi tarafından din adamı olmasına karar verildi.

Büyük yoksulluk içinde geçen çocukluk dönemine rağmen, öğrencilik yaşamında zekasıyla kendini öne çıkaran ve büyük başarı gösteren Kepler, Württemberg dükünün yardımıyla Tübingen Üniversitesi‘nde sürdürdüğü eğitimini 1588 senesinde bitirmesinin sonrasında, 1591’de de yine ayni okulda yüksek lisans eğitimini bitirdi.

Kopernik’in günmerkezli sistemini savunan nadir bireylerin içerisinde bulunan Michael Mästlin‘in Tübingen’deki astronomi derslerini izleyerek, bu sistemi benimsemesi, Kepler’in yaşamında mühim bir dönüm noktası niteliği taşıdı.

Daha sonra başladığı din eğitiminin son senesinde Graz‘daki Lutherci lisede boş kalan matematik öğretmenliğine atanmasıyla ilahiyat öğrenimini yarıda bırakan Kepler, 1594 senesinde bulunduğu Graz’da evrenin yapısına ilişkin araştırmalara adım attı.

Platon felsefesi ve Pisagor matematiğinin etkisiyle evrende varolduğuna inandığı matematiksel uyumu göstermeye çalışan Kepler, bu hedefini gerçekleştirmek maksadıyla “Platon Cisimleri” olarak anılan beş düzgün prizmayı kullanmayı düşündü. Herbiri bir kür üzerinde dolanan altı gezegen kabul eden Kopernik astronomisinin üzerine bu altı gezegenin üzerinde dolandığı kürelerin aralarında beş Platon cismi bulunacak biçimde iç içe yerleşmiş durumda olduklarını öne süren Kepler’in bu görüşü, 1956’da çıkfazlalaştığı ilk yapıtı olan Prodromus Dissertationum Mathematicarum Continens Mysterium Cosmographicum (Evrenin Gizlerini İçeren Matematiksel Araştırmaların Habercisi) adlı ilk eserinin ana konusuydu.

Bu ilk kitabını aralarında Tycho Brahe’nin de bulunduğu dönemim ünlü bilim adamlarına gönderen Kepler, o zamanda imparatorluk matematikçiliğine atanan Brahe tarafından Prag yakınlarındaki Graz’a, gözlem evinde araştırma grubuna katılmaya davet edildi. Buradaki Protestanlar tarafından şehirden ayrılmaya zorlanan ve Graz’ı terk eden Kepler daha sonra 1600’de tekrar Brahe’nin yanına giderek onun asistanlığı görevini üstlendi.

Takip eden sene Brahe’nin ölümünün sonrasında, Kutsal RomaGermen imparatoru II. Rudolf tarafından imparatorluk matematikçiliğine getirilen Kepler, 1601’de çıkardığı, De Fundamentis Astrologiae Certioribus (Astrolojinin Güvenilir Temelleri) adlı ikinci kitabında, yıldızların bireylerin yaşamlarını yönlendirdiği yolundaki boş inancı redetmesine karşın, evren ile insan içerisinde belirli bir uyum olduğuna inandığına ve astrolojiye dayanan öngörüleriyle üne kavuştu.

Tycho Brahe’nin araştırma grubunda Mars’ı inceleme görevi verilen Kepler ilk başta ışığın atmosferde kırılmasını incelemek gerektiğini düşündü. Dış uzaydaki gökcisimlerinden gelen ışık ışınlarının, Dünya’yı çevreleyen yoğun hava katmanına girdiklerinde nasıl kırıldığı hususundaki araştırmalarının sonuçlarını 1604’de paylaştığı, Ad Vitellionem Paralipomena Quibus Astronomiae Pars Optica Traditur (Astronomideki Optik Konuların İncelenmesi Konusunda Vitellio’ya Ek) adlı kitapta anlatan Kepler, Kopernik’in görüşlerini de sentezleyerek, dairesel olmayan yörüngeler üzerinde de çalışmalar yaptı ve doğru sonuçlara ulaştı. Ayrıca Kepler bu kitabında insan gözünün yapısı ve çalışma şekliyle de alakalı bilgiler vererek sonraki çalışmaların temelini oluşturdu. Gözlük, Kepler’den 300 sene once de biliniyor ve kullanılıyordu fakat bu eğri camların düzgün görmeyi nasıl sağladığını ilk açıklayayan bilim adamı Kepler’dir.

Nadir olarak gerçekleşen Mars, Satürn ve Jupiter’in sıralanarak kavuşma konumuna gelmelerini incelemesi esnasında Ekim 1604’te yaşanan bir süpernovayı da 17 ay boyunca gözlemleme fırsatı bulan Kepler, Antik Çağ‘dan beri kesinlikle değişmez olarak kabul gören yıldızlar aleminde yer değişimlerinin ve hareketlerin olabileceğine ispat oluşturan bu gözlemlerini 1606’da paylaştığı, De Stella Nova in Pede Serpentarii (Yılancı Takımyıldızının Ayağındaki Yeni Yıldız) adlı kitabında yazdı.

1609’da çıkan Astronomia Nova (Yeni Astronomi) adlı, Mars’ın yörüngesinin dairesel değil eliptik olduğunu anlattığı kitabı astronomide çığır açtı.

Teleskopun keşfinin Galileo Galilei tarafından açıklanmasının sonrasında, bu aletin optik çalışma ilkelerini anlatan bir kitap yazan Kepler, 1610 senesinde bu kitabın bir kopyasını Galileo Galilei’ye gönderdiyse de kitap Galileo Galilei tarafından önemsenmedi.

Teleskop öncesi dönemin en mühim gözlemcisi olan Tycho Brahe’nin kendisine bıraktığı çalışmalar miras niteliğindeydi. Bu gözlemlerin sonuçları üzerinde senelerca çalışan Kepler, Copernicus’in düşüncelerinden de yararlanarak dairesel yörüngeler üzerinde çalışmaya başladı ve doğru sonuçlara ulaştı. Mars, odaklarından birinde Güneş bulunan eliptik bir yörüngede dolanıyordu. Bu sonuçlara göre Kepler; bugün birinci ve ikinci yasası olarak anılan, gezegenler yörüngede dolanırken eşit zaman aralıklarında eşit yol almıyor fakat; gezegeni güneşe birleştiren doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarıyor ifadelerini ortaya koydu.

1611’de Dioptrice (Kırılma) adlı yapıtını yayımlayan Kepler bu eserinde, Galilei’nin teleskopuna oranla büyütme gücü çok daha yüksek olan, iki yakınsak mercekten oluşan ve günümüzde Kepler teleskopu olarak anılan yeni bir teleskopun tanımıyla çalışma ilkelerini anlattı. Dioptrice ve Ad Vitellionem adlı, geometrik optik konusunu incelediği iki eseriyle fizik dalının kurucusu olarak kabul gören Kepler, 1611 senesinde II. Rudolf’un kardeşi tarafından tahtı bırakmaya zorlanmasının sonrasında Prag’dan ayrılma kararı aldı. Yeni imparator tarafından da imparatorluk matematikçiliği görevine devam etmesi istendiyse de Linz’e yerleşen Kepler, burada bulunduğu 14 sene içinde Harmonice Mundi ve Epitome Astronomiae Copernicanae (Kopernik Astronomisinin Özeti) adlı kitapları yayılmadı ve Tabulae Rudolphinae (1627, Rudolf Cetvelleri) adlı eserini bitirdi. Kepler’in Epitome adlı eseri, Yasak Kitaplar Listesi’ne alınarak iki yüzıl boyunca bu listede kaldı.

1619’da Harmonice Mundi (Dünya’nın Uyumu) adlı kitabında Kepler, bu kitabında üçünçü yasası; “Gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıklarının üçüncü kuvveti, yörüngedeki dolanma sürelerinin karesiyle orantılıdır.” ifadesini yayımladı. Bu üç yasa, 50 yıl sonra Isaac Newton‘un evrensel kütle çekimi yasasını bulmasında büyük paya sahip oldu.

Rudolf Cetvelleri adlı eserini Linz’de bastıracak olan Kepler, 1626’da Katolik olmaya ve ağir vergiler vermeye zorlanan köylülerin ayaklanarak kenti kuşatmaları ve bir bölümün ateşe vermeleri sebebiyle kenti terk etmek durumunda kaldı.
Brahe’nin gözlemlerine dayandırdığı kitabını Ulm’da bastıran Kepler, Brahe’nin o güne kadar incelemiş olduğu 777 yıldızın üstüne 228 yıldız daha ekledi. Bu yıldızlardan bazılarının konumlarını birkaç açı kaymayla doğru tespit eden Kepler’in kitabı gezegenlere ve bunların konumlarının saptanmasına dair cetvelleri de kapsar. Eser bu yönüyle dönemin en geniş ve doğru içerikli kitabı oldu ve yayımlanmasından sonraki yüzyıl içinde de yaygın bir şekilde kullanıldı. Işığın atmosferde kırıldığı göz önünde bulundurularak hesap yapılması gerektiğini savunarak bu bulgu ışığında düzeltmelerin yapıldığı ilk katalog olma özelliğini taşıyan bu eserde logaritma cetvelleri de yer alıyordu.

16181648 seneleri araşında gerçekleşen Otuz Yıl Savaşları’nın komutanı Friedland ve Zagan Dükü Albracht Von Wallenstein’in daveti üzerine 1628’de Zagan’a yerleşen ve burada uzun uğraşlardan sonra bir basımevi kuran Kepler, 13 Ağustos1630’da Wallenstein’ın imparator tarafından görevinden alınmasının sonrasında ailesini Zagan’da bırakarak RagensburgAvusturya’ya gitti. Burada kendisine 12,000 Florin borcu olan imparatorla görüşmeyi beklerken geçirdiği ateşli bir hastalık neticesinde 15 Kasım 1630 tarihinde yaşamını kaybeden Kepler’in mezarı, Otuz Yıl Savaşları’nın hengamesinde kayboldu.

Ay’a hayali bir yolculuğu anlattığı ve bilim kurgu türünün ilk örneği olarak kabul gören Somnium (Düş) adlı romanı ölümünden sonra 1634 senesinde yayımlandı.
Kaynak:Bilgisayfam.net

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün